Kalabalık Temmuz 2013
Kitabın beni en çok etkileyen kısmı bir adamın diri diri derisinin soyulup, uzuvlarının kesilmesi oldu. Yazar bu sahneyi öyle bir
yaratıcılıkla betimlemiş ki kitabı okurken siz farketmeden
midenizde bir bulantı hissi oluşuyor. Betimlemede canlı canlı
kesilen kulakların su dolu bir kabın içine konulması ve kulakların
hareket etmesi yazarın kara mizahı mı yoksa yaşanan tarihi acı mı
ben bir türlü karar veremedim.
Kitabın adına da konu olan kızıl darı tarlaları yaşanan bütün
acıyı gözlemliyor. Kitabın duygusal yoğunluğuna göre renk
değiştiren tarlalar bazen turuncu bazen kızıl bazense yeşil olabiliyor. Komünist saldırılar sonucu ölen askerleri bağrına basıp içine
alan darı tarlaları köylüler için kutsal toprak muamelesi görüyor.
Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur teknolojiyle yeni tanışan
arabaları yeni gören halkın o makinelere karşı düşünceleri oluyor.
Kitapta birkaç söz alıntısına rastlamak mümkün… Kitabın felsefesine uygun olarak Konfüçyüs ten yararlanılmış.
Kitap çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Bir bölüm adı “Köpek
Patikaları”. Bu bölümde organize olan köpekler, grupların başında
olan köpekler ve sıradan köpekler yer alıyor. Çeşitli yaşam
mücadelelerine konu olan köpeklerin bu savaşı, mücadelesi mizahi
bir anlatımla yansıtılıyor. Köpeklerin sahip olduğu bu hırsın,
kazanma duygusunun insanlara ait oluşu alegorik bir yapının
işaretçisi oluyor.
Simgesel yolla anlatılmak istenen insanlar, köpekler kullanılarak anlatılıyor. Tabi herkesin düşüncesine
göre farklı değerlendirilebilir. Kimi askerler der kimi de gerçekten köpekler olarak algılayabilir. Bu sır sadece
yazarda saklı.
Kitabın sonu alışılmış Çin romanlarının mutlu sonları gibi bitmiyor. Yazar alışılmışın dışında trajik bir sonla
bitiriyor kitabını.
Türkçe çevirisi Erdem Kurtuldu tarafından yapılan KIZIL DARI TARLALARI 528 sayfa ve Can Yayınları
tarafından okuyucuya sunulmuş.
37
Kumru NATIR