Kalabalık Dergi Kalabalık Dergi 3. Sayı | Page 37

Kalabalık Temmuz 2013 Kitabın beni en çok etkileyen kısmı bir adamın diri diri derisinin soyulup, uzuvlarının kesilmesi oldu. Yazar bu sahneyi öyle bir yaratıcılıkla betimlemiş ki kitabı okurken siz farketmeden midenizde bir bulantı hissi oluşuyor. Betimlemede canlı canlı kesilen kulakların su dolu bir kabın içine konulması ve kulakların hareket etmesi yazarın kara mizahı mı yoksa yaşanan tarihi acı mı ben bir türlü karar veremedim. Kitabın adına da konu olan kızıl darı tarlaları yaşanan bütün acıyı gözlemliyor. Kitabın duygusal yoğunluğuna göre renk değiştiren tarlalar bazen turuncu bazen kızıl bazense yeşil olabiliyor. Komünist saldırılar sonucu ölen askerleri bağrına basıp içine alan darı tarlaları köylüler için kutsal toprak muamelesi görüyor. Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur teknolojiyle yeni tanışan arabaları yeni gören halkın o makinelere karşı düşünceleri oluyor. Kitapta birkaç söz alıntısına rastlamak mümkün… Kitabın felsefesine uygun olarak Konfüçyüs ten yararlanılmış. Kitap çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Bir bölüm adı “Köpek Patikaları”. Bu bölümde organize olan köpekler, grupların başında olan köpekler ve sıradan köpekler yer alıyor. Çeşitli yaşam mücadelelerine konu olan köpeklerin bu savaşı, mücadelesi mizahi bir anlatımla yansıtılıyor. Köpeklerin sahip olduğu bu hırsın, kazanma duygusunun insanlara ait oluşu alegorik bir yapının işaretçisi oluyor. Simgesel yolla anlatılmak istenen insanlar, köpekler kullanılarak anlatılıyor. Tabi herkesin düşüncesine göre farklı değerlendirilebilir. Kimi askerler der kimi de gerçekten köpekler olarak algılayabilir. Bu sır sadece yazarda saklı. Kitabın sonu alışılmış Çin romanlarının mutlu sonları gibi bitmiyor. Yazar alışılmışın dışında trajik bir sonla bitiriyor kitabını. Türkçe çevirisi Erdem Kurtuldu tarafından yapılan KIZIL DARI TARLALARI 528 sayfa ve Can Yayınları tarafından okuyucuya sunulmuş. 37 Kumru NATIR