INmagazine 42. Sayı INmagazine Sayı 42 | Page 39

ve tek bir politika setiyle tüm organizasyonu yönetme eğilimi güçlüdür.
Bu eğilim anlaşılabilir bir ihtiyaçtan doğar. Rüşvetin önlenmesi, ayrımcılığın engellenmesi, çıkar çatışmalarının yönetilmesi, üçüncü taraf riskleri, veri gizliliği, yaptırımlar ve bildirim mekanizmaları gibi konularda ortak bir çerçeve olmadan uyum programı anlamsızlaşır. Kurumun etik duruşu parçalanır; her ülke, her departman kendi anlayışına göre hareket etmeye başlar.
Bu nedenle etik ve uyumda evrensel ilkelerden vazgeçmek mümkün değildir. Bir şirketin rüşvete karşı tavrı ülkeden ülkeye değişemez. Taciz, ayrımcılık ya da çıkar çatışması konularında temel ilke pazara göre esnetilemez. Ama sorun, bu ortak ilkelerin her yerde aynı metin, aynı yöntem ve aynı dil ile etkili olacağını varsaymaktır. İşte“ kurumsal Esperanto” yanılgısı tam burada başlar.
37
Merkezde hazırlanan bir davranış kodunun bütün ülkelere çevrilmesi, o kodun her yerde aynı biçimde anlaşıldığı anlamına gelmez. Bir eğitimin farklı dillere aktarılması, o eğitimin farklı kültürlerde aynı davranış değişikliğini yarattığı anlamına gelmez. Bir bildirim hattının teknik olarak var olması, çalışanların o hatta güveneceği anlamına gelmez.
Aksanın Sızması: Aynı Kelimeler, Farklı Sesler Esperanto ' nun en çarpıcı özelliklerinden biri şudur: dil ne kadar tarafsız tasarlanmış olursa olsun, konuşanlar ona kendi ana dillerinin tonlarını, vurgularını ve telaffuz alışkanlıklarını taşır. Portekizce konuşan bir Esperantist ile Japonca konuşan biri aynı dili