|
Doktor Ludwik Lejzer Zamenhof
Esperanto kısa sürede yayıldı. Avrupa
' da dergiler çıktı, kongreler toplandı
, kulüpler kuruldu. 1905 ' te Boulogne-sur-Mer
' deki ilk Dünya Esperanto
Kongresi ' ne farklı ülkelerden yüzlerce
insan katıldı. Milletler Cemiyeti,
1922 ' de üye devletlere Esperanto öğretimini
müfredatlarına eklemelerini
tavsiye etti. UNESCO, 1954 ' te Esperanto
' yu uluslararası iletişim aracı olarak
resmen tanıdı.
Ve sonra? Dünya başka dillerde konuşmaya devam etti.
Bugün Esperanto, iki milyona yakın
konuşanıyla yapay diller arasında tartışmasız
en büyük başarıdır. Duolingo
' da milyonlarca kullanıcısı var, yüz
binlerce Wikipedia makalesi yazıldı,
düzenli kongreler hâlâ toplanıyor.
Ama küresel iletişimin ortak dili olmak
? Bu hayal gerçekleşmedi.
Esperanto ' dan önce Volapük vardı.
1879-1880 yıllarında Alman bir Katolik
rahip olan Johann Martin Schleyer
tarafından geliştirilen Volapük, adını
|
İngilizce world( dünya) ve speak( konuşmak) kelimelerinden almıştı; ama kelimeleri o kadar dönüştürmüştü ki vol ve pük olmuşlardı. Schleyer ' ın bu tercihi bilinçliydi: kelimelerin kaynak dilleri çağrıştırmamasını, milliyetlerin üzerinde yükselmesini istiyordu.
Volapük mucizevi bir hızla yayıldı. 1889 yılına kadar dünyada yaklaşık bir milyon Volapük öğrencisi olduğu tahmin ediliyordu; 25 dilde 316 ders kitabı, 25 süreli yayın, 283 kulüp. Paris ' te toplanan üçüncü kongre, yalnızca Volapük kullanılarak yürütüldü. Bu, bir yapay dilin ilk kez gerçekten kullanıldığı uluslararası bir kongreydi.
Ama o noktadan sonra her şey hızla dağıldı. Schleyer dilin kurucusu sıfatıyla mülkiyet hakkı iddiasında ısrar ediyordu; reformistler onunla çatıştı. Akademi bölündü. Üzerine üstlük Zamenhof ' un 1887 ' de yayımladığı Esperanto ortaya çıktı: daha sade, daha düzenli, dilin kontrolünü tek bir kişiye bırakmayan bir yapı. Volapükistlerin büyük çoğunluğu Esperanto kulüplerine geçti.
Volapük ' ün hikâyesi dramatiktir ama öğreticidir. Dil ne kadar mantıklı tasarlanmış
|
olursa olsun, eğer onu sahiplenen
bir topluluk sürdüremiyorsa,
içsel gerilimler onu parçalar. Esperanto
, bu dersi kısmen öğrendi.
Esperanto ve Volapük tartışmaları
yalnızca Avrupa ' da yaşanmadı. Osmanlı
matbuatı da“ lisân-ı umûmî”,
yani genel dil meselesini gündemine
taşıdı. Halil Kâmil Efendi ' nin Volapük
üzerine kaleme aldığı eser, Osmanlı
dünyasındaki bu erken ilginin somut
bir göstergesidir. 20. yüzyıl başında
İstanbul ' da Esperanto sözlükleri, gramer
kitapları yayımlandı; dernekleşme
girişimleri oldu.
Bu ilgi tesadüf değildi. Osmanlı, uluslararası
ticaret, diplomasi ve eğitim
alanlarında dil engellerinin pratik sonuçlarını
yaşıyordu. Evrensel dil fikri,
burada da çözüm olarak görüldü. Ama
orada da, burada da, bu fikir hayata
geçemedi.
Neden Olmadı? Dilin Kültürden Koparılamayacağı Gerçeği
Esperanto ' nun küresel dile dönüşememesini
yalnızca dilbilgisel ya da
teknik sınırlılıklarla açıklamak hata
olur. Elbette Esperanto ' nun da kusurları
vardı. Avrupa dillerinden yoğun
|
35 |