INmagazine 41. Sayı INmagazine Sayı 41 | Seite 21

Rear Window( 1954) by Alfred Hitchcock
19
Bu yüzden bağlam değiştiğinde aynı görüntü, aynı söz ya da aynı davranış tamamen farklı anlamlar kazanabilir.
Kuleshov etkisi yalnızca sinema tekniğine dair bir keşif değildir; aynı zamanda insanın anlam üretme biçimine ilişkin daha genel bir bilişsel ilkeyi görünür kılar. İnsan zihni çoğu zaman gördüğü bir görüntüyü, bir ifadeyi ya da bir davranışı tek başına değerlendirmez. Bunun yerine onu çevreleyen bağlamla birlikte yorumlar. Bu nedenle bir yüz ifadesinin, bir sözün ya da bir davranışın taşıdığı anlam yalnızca kendi özelliklerinden değil, öncesinde ve sonrasında yer alan işaretlerden de etkilenir. Başka bir ifadeyle, insanlar çoğu zaman tek bir görüntüyü değil, görüntüler arasındaki ilişkiyi okuyarak anlam üretirler.
Bu bağlamsal algı biçimi psikoloji ve bilişsel bilim literatüründe de uzun süredir tartışılmaktadır. Örneğin Gestalt psikolojisinin kurucularından Max Wertheimer, insan algısının parçaların basit toplamından ibaret olmadığını savunur. Ona göre zihnimiz gördüğümüz unsurları ayrı ayrı değil, bir bütün içinde organize ederek anlamlandırır. Gestalt yaklaşımının ünlü ilkesi olan“ bütün, parçaların toplamından fazladır” ifadesi de bu düşünceyi özetler. Bu bakış açısı, Kuleshov deneyinin sinema alanında gösterdiği olgunun psikolojik temelini anlamak için önemli bir çerçeve sunar.
Benzer bir vurgu bilişsel psikolog Jerome Bruner’ in çalışmalarında da görülür. Bruner’ e göre insanlar dünyayı tek tek veriler üzerinden değil, bu verilerin oluşturduğu anlatı ve bağlam üzerinden yorumlarlar. Olaylar ve işaretler bir hikâye içinde anlam kazanır. Bu nedenle aynı davranış ya da ifade farklı bağlamlarda bambaşka niyetler veya duygular olarak algılanabilir.
Sosyal psikoloji alanında yapılan çalışmalar da benzer sonuçlara işaret eder. Solomon Asch’ in 1940’ larda yürüttü-