‣ Sabotage: sabote etmek, sabotaj,
kundaklama
‣ sack: kovmak, çuval, işten atılma, yağma
‣ sacrifice: kurban etmek, kurban, özveri
‣ sad: üzgün, acıklı
‣ saddle: eyerlemek, eyer, semer, sele
‣ safari: safari
‣ safe: kasa, emin, güvenli
‣ safety: koruyucu, emniyet, güvenlik
‣ sail: denize açılmak, yelken, denize açılma
‣ sailor:. denizci, gemici
‣ sake: hatır
‣ salad: salata
‣ salary: maaş vermek i. maaş
‣ sale: satış, ucuzluk
‣ sally: dışarıya hücum, gezinti, espri
‣ salmon: s somon rengi somon, som balığı
‣ saloon: salon, meyhane
‣ salt: tuzlamak, salamura yapmak. tuz s. tuzlu
‣ salute: selamlamak i. selam, selamlama
‣ sam: sam
‣ same: aynı
‣ sample: örneklemek. örnek, numune. örnek,
‣ sand:. kum serpmek. kum
‣ sandal: sandal, sandalet
‣ sandpaper:. zımparalamak. zımpara kâğıdı
‣ sandwich: arasına sıkıştırmak, sandviç yapmak i. sandviç
‣ sardine:. sardalya
‣ satellite:. uydu
‣ satellites: uydular
‣ satin: pürüzsüzleştirmek i. saten s. saten, satensi, dümdüz
‣ saturday: cumartesi
‣ sauce: f terbiyelemek i. sos, terbiye
‣ saucepan: i. saplı küçük tencere
‣ saucer: i. fincan tabağı
‣ sausage: s. sosis şeklinde i. sucuk, sosis
‣ savage: ısırmak). vahşi. vahşi,
‣ savour:. tadını çıkarmak. tat, zevk
‣ saxophone: saksofon
‣ scale: tartmak, ölçek
‣ scandal: skandal, rezalet
‣ scarce: az bulunur, seyrek
‣ scare:. korkutmak korku
‣ scared:. korkmuş
‣ scarf:. geçirmek eşarp, atkı
‣ scene: sahne, olay yeri, manzara
‣ scheme: f. tasarlamak i. düzen, tasarı
‣ scholarship:. bilim, burs
‣ school:. okula göndermek i. okul
‣ science:. bilim, ilim, fen
‣ scientific: bilimsel, sistematik
‣ scientist: bilim adamı
‣ scissors: makas
‣ scone: çörek
‣ score: hesabını tutmak çizik, skor
‣ scorpion:. akrep
‣ scramble:. sürünerek ilerlemek çabalama
‣ scrape:. kazımak. kazıma sesi, sürtme ünl. garç, gırç
‣ screen: gizlemek, filme almak( kitap vb.) i. ekran, perde, bölme
‣ scruff: ense
‣ sea: deniz s. denizle ilgili
‣ seal: mühürlemek i. mühür, damga
‣ seashore: deniz kıyısı, sahil
‣ seaside: deniz kenarı, sahil. sahildeki
‣ season: çeşni katmak sezon, mevsim
‣ seat:. oturtmak. oturak
‣ second: desteklemek. ikinci, saniye ikinci dereceli
‣ second-rate: ikinci sınıf
‣ secret:, sır. gizli
‣ secretary: sekreter, yazman
‣ section: bölmek i. bölüm
‣ secure: sağlama almak. emin, güvenli
‣ see over: gözden geçirmek
‣ seed: tohum ekmek. tohum, tane
‣ segment: bölmek parça, bölüm
‣ seize:. yakalamak, tutmak
‣ seldom: nadiren
‣ selection: seçme,