80 FUSKA MAG FUSKA MAG FUSKA MAG FUSKA MAG FUSKA MAG 81
fUSKA MAG TİYATRO fUSKA MAG TİYATRO
ve romantizm sergiliyor – ve izleyicileri tabii ki şaşırtıyor bu özellikleri/tavırlarıyla. Ancak burada da, 25.000 Dolar karşılığında hiç tanımadığı kişileri gözünü kırpmadan öldürebilen canavarı canlandırırken, kanımca aynen Birkiye'de olduğu gibi, bazı belirli ironi öğeleri ortaya çıkıyor – kimi izleyicilerde "narsizm" tanımlamasını bile uyandırırcasına..! Özetle, 4/4'lük bir oyun çıkaran gençler ve onların başarımını da geçen Halman'ın yanı sıra, oyuna kanımca bir çeşit parodi havasını aşılayan iki usta da var karşımızda.
On yıl önceden mi..?
Anımsayanlarınız vardır belki – bundan tam on yıl önce Kenter Tiyatrosu'nda Mehmet Ergen'in yönetimindeki Martin McDonagh'ın "Inishmore'lu Yüzbaşı" oyununda "yarı şaşkın, yarı ermiş davranışlarıyla (...) oyundaki güldürü öğesini ortaya çıkaran(...)" baba rolündeki Mehmet Birkiye ile "sakarlığı ve çaresizliği oldukça iyi biçimde dışa vuran (...)" Engin Hepileri (bu alıntılar, dergimizin Şubat 2004 sayısında yer almış eleştiri yazımdandır) aynı sahneyi paylaşmışlardı. Yanılmıyorsam o sıralarda Engin, genç Taner'in bugünkü yaşlarındaydı. Bugün ise, kendi kumpanyasının ilk oyununda başrolü üstlenirken, gene hocası Mehmet Birkiye ile birlikte o günlerde (özellikle ülkemizde) yeni sayılan IYFT türünün bir çeşit "rafine edilmiş" yorumunu sunuyorlar...
...ve hemen belli oluyor ki "Katil Joe"nun yönetimi usta ellerden çıkmadır – karşılıklı olarak birbirlerinin kuyusunu kazmaya hazır olan aile fertlerini barındıran "ev" bozmasını kullanımından, oraya gelen herkesin önce pencereden görülüp (görünmeyen) köpeğin vahşice havlamasıyla "anons" edilmesine, keza oyunda görülmeyen anne ve sevgilisinin sanki aramızdaymış gibi anılmasından, oyunun sonundaki dudak uçuklatan dövüş sahnesine kadar (sahi, bunun için acaba özel bir "dövüş yönetmeni" gerekmedi mi?!), ancak en önemlisi göz ardı edilmemeli – o da, video ve projeksiyon etmenlerinin kullanımıdır! Bir yandan sahnenin solunda duran televizyonda izlenen film kesimlerinin babanın sözleri/devinimleriyle ilişkilendirilmeleri, ancak en başta bu dev aygıttan çıkarak sahnenin geri planındaki perdede simgelenen cinsellik ile ilgili, canlı olarak gösterilemeyen görüntüler, oyuna bambaşka bir derinlik katıyor. Cem Yılmazer'in elinden çıkma ışık ve sahne tasarımı da bu bütünlüğü yetkin bir şekilde tamamlıyor kuşkusuz.
Özetle: Öğrendiğim kadarıyla, Hepileri/Birkiye ekibi "Killer Joe"nun sahneleme haklarını bir süredir (belki de "Inıshmore"dan bu yana?!) ellerinde tutup uygun bir anı beklemiş – ve bu "an" şimdi geldi; iyi de ki geldi..!!
*****