FUSKA MAG 2 | Page 82

82 FUSKA MAG FUSKA MAG FUSKA MAG FUSKA MAG 83

Cabaluz’un Vizöründen Alba Ailesi

Seçkin Selvi

Lorca'ya yaraşır şiirsellikte

bir Bernarda Alba yorumu

BERNARDA ALBA'NIN EVİ- Yazan: Federico Garcia Lorca, Yöneten: Abdullah Cabaluz, Işık: Arda Doğan, Ses: Güray Dinçom, Köstüm: Hilal Polat, Dekor-Makyaj: Oyunbaz, Oynayanlar: Aslıhan Azeri/ Neslihan Arol/ Evrim Şahintürk/ Burcu Halacoğlu/ Deniz Kılıç/ Serpil Bilgi/ Pınar Akkuzu/ Başak Sakarya/ Firuze Engin/ Gizem Ünlü/ Nesrin Yılmaz.

Lorca'nın 19 Ağustos 1936 tarihinde falanjistler tarafından öldürülmesinden tam iki ay önce (19 Haziran'da) tamamladığı son oyunu "Bernarda Alba'nın Evi", koca İber yarımadasına yayılan faşist Franco rejimini, getirip Bernarda Alba'nın evine yerleştirir. Lorca bu oyunda yalnızca toplumun üzerine çöreklenen siyasal baskıyı simgelemekle kalmaz; aynı zamanda "Kanlı Düğün" ve "Yerma"da da örneklediği Endülüs kırsalındaki tutucu töre egemenliğini de gözler önüne serer. Kocası ölünce, baba ve dede evinde gördüğü gibi kendisine ve beş kızına sekiz yıllık yas hükmü biçen Bernarda, bizim toplumumuzda da (üstelik sadece kırsalda değil) çok sık görülen "Elalem ne der?" yaklaşımının tipik bir tutsağıdır. Bu arada kendisi de "elalem" hakkında dedikodudan geri durmaz. Çoğunun ekonomik yapısı kendisininkinden aşağı olan köy delikanlılarını kızlarına layık göremeyecek kadar da tepeden bakan bir tavrı vardır. Kadının yerinin evi olduğunu iddia edecek kadar erkek egemen düzenin kulu olan Bernarda, ölen kocanın evdeki hâkimiyetini onun tüfeği ve bastonuyla sürdürmeye çalışır. Dört duvar arasına kıstırılan beş kız ise farklı yazgıları yaşarlar. Bütün kızların âşık olduğu Pepe el Romano, sahnede hiç görünmese de erkek egemenliğinin bir simgesi olarak Alba evinin yazgısını etkiler

Oyunbaz Topluluğunun Yorumu

Tiyatro Oyunbaz ekibi, Lorca'nın başyapıtlarından biri olan bu oyunu, A.Turan Oflazoğlu, Hale Toledo ve Caridad Svich'in çevirilerinden yararlanarak derlemiş ve çok başarılı bir dramaturji çalışması yapmış. Ekip, verdikleri bir röportajda klasik ve çağdaş oyunlardan yaptıkları seçimlerde "orta sınıf" insanına dair yapıtlara öncelik vermelerini şöyle açıklıyor: "Bunun nedeni, günümüzde 'çoğunluğu' temsil eden orta sınıf insanına, onun 'çaresiz' eylemsizliğine ve maruz kaldığı tahakkümleri besleyen 'kendi' alışkanlıklarına dair bir derdimiz olduğundan olsa gerek." Alba ailesi de, çoğunluktaki o orta sınıfın "kendi alışkanlıklarının" kurbanı olarak çaresizliğe sürükleniyor.