DOKUN
Allah’ın Rahmetinden Ümidinizi Kesmeyin!
Abdurrahman Türkoğlu
E
bu Hureyre radıyallahu anh
rivayet ettiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: “Güneş batıdan doğmadan önce kim tövbe
ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.”
Sen ne kadar günah işlersen
işle senin tövbeni kabul edecek,
günahlarını affedecek bir rabbin
var. Nasıl Allah-u Teâlâ, bizim
ebedi düşmanımız, kendisiyle beraber bizleri ateşe çağıran, biz nefes alıp verdikçe ayağımızı kaydırmaya yemin etmiş ve tüm varlığını
buna adamış bir numaralı düşmanımız Şeytan’a bizleri saptırması
için bir süre tayin etmiş ise hadisi
şerifte gördüğümüz gibi aynı şekilde bize de güneşin batıdan doğacağı güne kadar tövbe mühleti
vermiştir.
Allah-u Teâlâ Zümer Suresinin
53. Ayetinde şöyle buyuruyor:
ِ
ِ
ِ ِ ُْ
قل َيا عبادي الذين َأسفوا عل َأنفسهم
ْ ِ ُ َ َ ُ َ ْ َ َّ َ َ
ِ
ِ
ِ ُ ْ
َل َتقنَطوا من رحة اللَِّ إِن اللََّ َيغْفر الذنُوب
َّ
َ ُّ ُ
َ ْ َّ
ِ
جِيعا إِ َّنه هو الغفور الرحيم
ُ َّ ُ ُ َ ْ َ ُ ُ ً َ
De ki: “Ey nefisleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit
kesmeyin. Muhakkak ki Allah,
günahların hepsini mağfiret eder
(sevaba çevirir). O, muhakkak
ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden),
Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen).” Sen ağır günahlar işlesende, Allah’ın hoşuna gitmeyen pislik işler yapsanda, bir Müslümana
yakışmayan en ağır günahları işlesende Allah-u Teâlâ ne diyor? Ey
nefisleri üzerine haddi aşmış kullarım diyor. Kim bunlar? Günah işleyen kulları yani bizler. Ne diyor
bize rabbimiz? Benim rahmetinden ümidinizi kesmeyin diyor.
Hadise dönecek olursak Resu-
lullah sallallahu aleyhi ve sellem :
“Güneş batıdan doğmadan önce
kim tövbe ederse” diyor.
Peki, bizim tövbe etmemiz için
büyük kıyametin kopmasını, güneşin batıdan doğmasını mı beklememiz gerekir? Büyük kıyameti
beklerken, kişinin kendi küçük
kıyametine yakalanma olasılığını
hesaba katmamız gerekir. Özellikle bizim toplumumuzda şöyle bir
anlayış vardır. “Yaşlanınca Namaza başlarım, hele bir yaşlanalım hacca gideriz vb.”. Kardeşlerim, böyle saçma bir düşünce olur
mu? İnsan bu dünyaya imtihan
için gelmiştir ve fani olarak yaratılmıştır. Ne zaman öleceği belli
değildir. Bu dünyadan Müslüman
olarak ayrılması gerekir. Aksi takdirde sınavı kazanamaz ve ahiret
yurduna bir odun olarak yuvarlanıp gider. Onun için ahirete azık
toplamamız ve sanki yarın ölecekmişiz gibi hareketlerimize dikkat
etmemiz, Allah-u Teâlâ’nın bize
yapın dedikleri şeyleri yapmamız,
uzaklaşın dediği şeylerden uzaklaşmamız gerekir.
Basiretli bir mümin şunu anlar:
Eğer tövbe fırsatı bu kadar uzun
bir zamana yayıldıysa, o fırsatı kulun istediği an kullanabileceği anlamına gelmez. Bu kadar geniş bir
zamana yayılmış tövbe fırsatı şeytan için iyi bir tuzağa dönüşebilir.
Tövbe için ‘hemen’ mantığına sahip olmamız lazım. Eğer bu
mantığı kavrayamazsak, sonrasını
da kaçırmaya aday olabiliriz.
Kötülük yapan bir kimsenin
bunun yerine iyilik yapması, kötülüğü iyilikle defetmesi istenmektedir.
Bir sabah Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem
müezzini Bilâl’i çağırdı ve ona:
-Bilâl! Hangi ameli yaparak
benden önce cennete girdin? Dün
gece cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum,
diye sordu. Bilâl radıyallahu anh:
- Ya Rasulallah! Ne zaman bir
günah işlesem arkasından hemen
kalkıp iki rekât namaz kılarım,
abdestim bozulduğunda da vakit
geçirmeden hemen abdest alırım.
(Her abdest aldığımda da Allah’ın
üzerimde iki rekât namaz hakkı
olduğunu düşünürüm ve kılarım.)
dedi. Bunun üzerine Resulü Ekrem aleyhissalatü vesselam:
- “İşte bunun sâyesinde.” buyurdular.
Bu hadisi şerifte de gördüğümüz gibi Allah Bilal radıyallahu
anhdan razı olsun. Onun sayesinde Rasulullah’ın da tasdik ettiği bir
ibadet öğrendik. Günah işledikten
sonra nasıl tövbe edeceğimizin
bir örneğini de Bilal’i Habeşî radıyallahu anh sayesinde görmüş
oluyoruz. Demek ki biz günah işlediğimiz zaman nebevi bir yöntem
olarak kalkıp iki rekât namazı kılacağız ve bol bol Allahtan mağfiret
dileyeceğiz.
Yazımı kısaca özetleyecek olursam:
Allah, bizim, kulları olarak tövbe etmemizi bekliyor. Çünkü biz
çok iyi bir şekilde biliyoruz ki eğer
biz günah işleyip, tövbe etmezsek
Allah bizim yerimize günah işleyip, tövbe eden bir toplum gönderir. Nitekim Peygamber Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem bu gerçeği şöyle ifade