DOKUN
Alparslan Albayrak
Y
ollara düşülür genç yaşlardan itibaren, çocukluktan bugüne dek, bir amacı olur bu yollara düşüşün, yollara
çıkışın; insanlara ulaşabilmek, insanları kazanabilmek, insanlar ile
müzakere edebilmek önceliklidir.
Aşırı gitmek olmaz asla amaç, kırmak dökmek de değildir asla, tek
ortak amaç vardır aslında; Ümmet
Birliği(İslam Birliği)’dir. Ancak bunun gerçekleştirme aşamalarında
sıkıntılar ortaya çıkabilir çünkü
insanoğlu zayıftır, hata yapabilir.
Bazen ümmet kavramının zihinlere yerleştirildiği şekilde adım atılamayabilir, nasıl ilerlenmesi gerektiği konusunda sıkıntılar ortaya
çıkabilir, yola düşülür amaç için,
ancak yola düşmeden yolda da
düşülebilir bazen, çünkü insanoğlu zayıftır demiştik ya bazen boşluğa düşülebilir doğal olarak. Zaten
yolda düşmeden, yola düşmeyi,
çabalamayı, mücadele edebilmeyi
anlayabilir mi ki insanoğlu? Herkes; Ümmet için çalışan her gurup
aynı hedefe ulaşma yolunda bazı
hatalar yapabilir. Farkında olmadan kardeş kardeşi kırabilir. Oysa
bu kırma yola çıkış amacından
dönmeye sebebiyet vermez. İnsanız, hata yapılabilir deyip, bilerek
veya bilmeyerek yapılan yanlışlar
düzeltmeye çalışılır, kırılan kalpler yeniden birleştirilir, yılmadan
yıkılmadan, dökülmeden, aynı
hataya tekrar düşmeden, düşülse bile ümitsizliğe kapılmadan;
Kur’an ve Sünnet ışığında Ümmet
Birliği için Mübelliğ olabilme yolunda devam edilir.
Davet ederken dikkat edilemeyebilir bazen, belki de hiçbir şeyin
değişmediğinin, sloganda kalındığının farkına varılabilir. Konuşmalar kalbe tesir etmez, belki de
bakmak ile görmek farkı ayırt edilemez ilk davette; ancak Mü’min
yılmaz, yıkılmaz, sabreder, sabırla
Rabb’ine sığınmasını bilir ve davetçilik yapabilme yolunda devam eder. İnsanları davet ederken
hataya düşebilir, davet etme üslubunda yanlışlıklar olabilir, ancak
8
bir yanlışlıkla bütün davayı silemez mü’min, yoluna devam eder.
Mü’min kardeşliğini bilerek çağrısına, davetine her zaman devam
eder. Ümmet için, birlik için davete devam eder, bilir ki davet ettiği
birlik: Gurup, hizip, fırka birliği değil, Ümmet-i Muhammed’in birliğidir. Taassupculuğa düşmeden
uyarır; eğer bu hataya düşerse
Rab olan Allah’a sığınır, aynı hataya düşmemek için dua eder. Bu
hatanın ardına gizlenerek baş koyduğu yoldan vazgeçmez, davetine
devam eder mü’min mübelliğ.
Kardeşini savaş meydanındaymış gibi uyarmaz, karşısındakinin kendisi ile Ümmet Birliğini
kuracağı kişinin olduğunu bilir.
Her dakika, her saniye ‘Mü’minler ancak kardeştirler.’’ emrini
aklına getirir, hatta hiç aklından
çıkarmaz. Bazen yapıcı olduğunu
zannettiği durumlarda kardeşini
kırabilir, durumun farkına varır,
nefretin meydana gelmesine ortam hazırlamadan kardeşine tekrar gider, davetinden uzakta durmaz mü’min mübelliğ.
Mü’min Efendimizin sallallahu
aleyhi ve sellem “Kolaylaştırın,
zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret
ettirmeyin” emrini kalplere nakşeder, aklen ve kalben uygulamaya çalışır. Kırıcı olmaktan sıyrılıp
yapıcı olabilmek için, Rab olan
Allah’ın istediği kendi yolunda
kenetlenmiş bir yapı gibi olmanın,
olabilmenin uğraşını daha şuurlu
bir şekilde yapabilmek için; ahlakçılıktan öte ahlaklılığın gerekli olduğunu bilir Mü’min Mübelliğ. Tek
ümmet halinde; uyumlu, düzenli
bir birliktelik içinde olabilmek için
kırmadan, fırkacılıktan, hizipçilikten öteye geçip gerçek mübelliğ
olabilmenin gerekliliğini bilir yüce
Rabb’in yardımı ile yapıcı olarak
Ümmet’i Muhammed için çalışır.
Mü’min Mübelliğ olur ki hataya
düşebilir, kardeşini kırabilir; ancak
kırdığının farkına varır ve özür dilemeyi gurur meselesi yapmadan
Müslüman kardeşinden özrünü
diler, kalplerin bu şekilde yumuşayacağını bilir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin “Ey Allah’ın
kulları, kardeş olunuz” emrini hiç-
bir zaman unutmaz. Politik görüşlerin içinde boğulmaz mübelliğ,
fikri ayrıma saygısızlık etmeden
bütün Mü’min’lerin kardeş olduğunu tam anlamıyla şiar edinip
yola koyulmanın gerekliliğini bilir
ve çalışmalarını kesmeden devam
eder biiznilllah.
Ayet üzerinden ayetleri tekzip
etmez kardeşine karşı, Rabb’in
emirlerini kullanarak Mü’min kardeşlerini dışlamaz, tartışmalar ile
parçalanmamak gerektiğini bilir
ve bu yolda çalışmayı şiar edinir
Mü’min Mübelliğ. Ayetin ayeti tasdik ettiğini bilerek, bu şuur ile ilerleyerek birleştirici olmanın gerekliliğini bilir. Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellemin “Tüm insanlar
hata yapar. Hata yapanların en
faziletlisi, tövbe edendir” hadisini
akıllardan hiç çıkarmadan her zaman heyecan ile yeni baştan, her
seferinde daha temiz bir şekilde
yollara düşülmesinin gerekliliğini üzerinde görev bilir. Rabb’inin
ona “Gevşemeyin, üzülmeyin,
eğer gerçekten inanmış Mü’minler
iseniz galip olacak olan sizlersiniz”
emrini unutmaz. Yola düşmenin gerekliliğini hisseder üzerinde Mü’min Genç Mübelliğ. Yüce
Rabb’imizin affediciliğini hiçbir
zaman unutmadan affetmeyi ve
eğer yapt