Dokun Dergisi | Page 8

DOKUN Alparslan Albayrak Y ollara düşülür genç yaşlardan itibaren, çocukluktan bugüne dek, bir amacı olur bu yollara düşüşün, yollara çıkışın; insanlara ulaşabilmek, insanları kazanabilmek, insanlar ile müzakere edebilmek önceliklidir. Aşırı gitmek olmaz asla amaç, kırmak dökmek de değildir asla, tek ortak amaç vardır aslında; Ümmet Birliği(İslam Birliği)’dir. Ancak bunun gerçekleştirme aşamalarında sıkıntılar ortaya çıkabilir çünkü insanoğlu zayıftır, hata yapabilir. Bazen ümmet kavramının zihinlere yerleştirildiği şekilde adım atılamayabilir, nasıl ilerlenmesi gerektiği konusunda sıkıntılar ortaya çıkabilir, yola düşülür amaç için, ancak yola düşmeden yolda da düşülebilir bazen, çünkü insanoğlu zayıftır demiştik ya bazen boşluğa düşülebilir doğal olarak. Zaten yolda düşmeden, yola düşmeyi, çabalamayı, mücadele edebilmeyi anlayabilir mi ki insanoğlu? Herkes; Ümmet için çalışan her gurup aynı hedefe ulaşma yolunda bazı hatalar yapabilir. Farkında olmadan kardeş kardeşi kırabilir. Oysa bu kırma yola çıkış amacından dönmeye sebebiyet vermez. İnsanız, hata yapılabilir deyip, bilerek veya bilmeyerek yapılan yanlışlar düzeltmeye çalışılır, kırılan kalpler yeniden birleştirilir, yılmadan yıkılmadan, dökülmeden, aynı hataya tekrar düşmeden, düşülse bile ümitsizliğe kapılmadan; Kur’an ve Sünnet ışığında Ümmet Birliği için Mübelliğ olabilme yolunda devam edilir. Davet ederken dikkat edilemeyebilir bazen, belki de hiçbir şeyin değişmediğinin, sloganda kalındığının farkına varılabilir. Konuşmalar kalbe tesir etmez, belki de bakmak ile görmek farkı ayırt edilemez ilk davette; ancak Mü’min yılmaz, yıkılmaz, sabreder, sabırla Rabb’ine sığınmasını bilir ve davetçilik yapabilme yolunda devam eder. İnsanları davet ederken hataya düşebilir, davet etme üslubunda yanlışlıklar olabilir, ancak 8 bir yanlışlıkla bütün davayı silemez mü’min, yoluna devam eder. Mü’min kardeşliğini bilerek çağrısına, davetine her zaman devam eder. Ümmet için, birlik için davete devam eder, bilir ki davet ettiği birlik: Gurup, hizip, fırka birliği değil, Ümmet-i Muhammed’in birliğidir. Taassupculuğa düşmeden uyarır; eğer bu hataya düşerse Rab olan Allah’a sığınır, aynı hataya düşmemek için dua eder. Bu hatanın ardına gizlenerek baş koyduğu yoldan vazgeçmez, davetine devam eder mü’min mübelliğ. Kardeşini savaş meydanındaymış gibi uyarmaz, karşısındakinin kendisi ile Ümmet Birliğini kuracağı kişinin olduğunu bilir. Her dakika, her saniye ‘Mü’minler ancak kardeştirler.’’ emrini aklına getirir, hatta hiç aklından çıkarmaz. Bazen yapıcı olduğunu zannettiği durumlarda kardeşini kırabilir, durumun farkına varır, nefretin meydana gelmesine ortam hazırlamadan kardeşine tekrar gider, davetinden uzakta durmaz mü’min mübelliğ. Mü’min Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin” emrini kalplere nakşeder, aklen ve kalben uygulamaya çalışır. Kırıcı olmaktan sıyrılıp yapıcı olabilmek için, Rab olan Allah’ın istediği kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi olmanın, olabilmenin uğraşını daha şuurlu bir şekilde yapabilmek için; ahlakçılıktan öte ahlaklılığın gerekli olduğunu bilir Mü’min Mübelliğ. Tek ümmet halinde; uyumlu, düzenli bir birliktelik içinde olabilmek için kırmadan, fırkacılıktan, hizipçilikten öteye geçip gerçek mübelliğ olabilmenin gerekliliğini bilir yüce Rabb’in yardımı ile yapıcı olarak Ümmet’i Muhammed için çalışır. Mü’min Mübelliğ olur ki hataya düşebilir, kardeşini kırabilir; ancak kırdığının farkına varır ve özür dilemeyi gurur meselesi yapmadan Müslüman kardeşinden özrünü diler, kalplerin bu şekilde yumuşayacağını bilir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin “Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz” emrini hiç- bir zaman unutmaz. Politik görüşlerin içinde boğulmaz mübelliğ, fikri ayrıma saygısızlık etmeden bütün Mü’min’lerin kardeş olduğunu tam anlamıyla şiar edinip yola koyulmanın gerekliliğini bilir ve çalışmalarını kesmeden devam eder biiznilllah. Ayet üzerinden ayetleri tekzip etmez kardeşine karşı, Rabb’in emirlerini kullanarak Mü’min kardeşlerini dışlamaz, tartışmalar ile parçalanmamak gerektiğini bilir ve bu yolda çalışmayı şiar edinir Mü’min Mübelliğ. Ayetin ayeti tasdik ettiğini bilerek, bu şuur ile ilerleyerek birleştirici olmanın gerekliliğini bilir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin “Tüm insanlar hata yapar. Hata yapanların en faziletlisi, tövbe edendir” hadisini akıllardan hiç çıkarmadan her zaman heyecan ile yeni baştan, her seferinde daha temiz bir şekilde yollara düşülmesinin gerekliliğini üzerinde görev bilir. Rabb’inin ona “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer gerçekten inanmış Mü’minler iseniz galip olacak olan sizlersiniz” emrini unutmaz. Yola düşmenin gerekliliğini hisseder üzerinde Mü’min Genç Mübelliğ. Yüce Rabb’imizin affediciliğini hiçbir zaman unutmadan affetmeyi ve eğer yapt