DOKUN
Fahri SEVİMLİ: “28 Şubat süreci Müslümanları sindirmek, Müslümanları kabuğuna çekilmesini sağlamak ve İslam’ı tamamen vicdanlara gömmek adına, sosyal hayattan söküp atıp, vicdanlarda kalsın İslam diye yapılan altı
milyon dokuz yüz oy alan bir partiyi kapatarak bir siyasi hareketin kökünü kazımak için yapılan bir hareketti.”
Bu dönemde tartışmalar eğitim
üzerine yoğunlaştı. Çünkü her siyasi iktidar gibi Cumhuriyet rejimi
de eğitimin bir toplumun bilincini
oluşturan temel unsur olduğunu
gayet iyi biliyordu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile artık tek tip eğitimden geçirilen, devrimin ilkelerine
bağlı bir nesil yetiştirilmek istendi
ve başarıldı da. Dini bir kenara
itip, laiklik adı altında yıllarca ulaşılmaya çalışılan “Çağdaş uygarlık” hep bir hayal olarak kaldı.
İnsan fıtratına aykırı olan yeni
eğitim sistemi ile toplum cahilleştirildi ve bu sayede olanları sorgulamayan pasif bir kitle oluşturuldu.
Karşı çıkmaya çalışanların sesleri
kesildi. Yirminci yüzyılın ikinci
yarısında İslami hareketliliğin yeniden ivme kazanmasıyla birileri
helvadan yapılan ‘özgürlük’ putunu yemek zorunda kaldı. Ard
arda gelen darbeler gelişmekte
olan diriliş sürecine engel olamayınca laikliği koruma adına son
çözüm yoluna başvuruldu.
28 Şubat sürecinde o zaman
Refah Partisinde vücut bulmuş
“Siyasal İslam” susturuldu. Fakat asıl önü kesilmesi gerekenler
vardı. İmam Hatip Lisesi mezunu
öğretmenler, doktorlar, avukatlar.
Bunun da yolunun eğitim reformundan geçtiğini tahmin etmek
hiç de zor olmasa gerek. İmam
Hatiplerin yanında sayıları hızla
artmakta olan Kuran kursları da
batıl güçlerin hedefindeydi.
Yeni gelen düzenlemeler ile bilinçsiz bir nesil yetiştirmeyi amaçlayan bir sistem kuruldu. Amaçsız
ve düzensiz bir eğitim sisteminin
genç nesillere verdiği tahribat ortada dururken heyecanla okula
başlamış küçücük çocukların beyinlerini yıkayan bir öğretimin sonuçlarını tasavvur etmek artık hiç
de zor değil.
İşte sonuç: Şuur, bilgi, ahlak,
inanç, kısacası insanı insan yapan
meziyetlerden yoksun kalmış bir
nesil duruyor karşımızda. Kaynağını Kuran ve Sünnetten almayan
bir eğitim (!) asla insana hitap
edemez. İnsan fıtratına ters düşer.
Neden mi? İnsanın fıtratı İslam’dır
çünkü…
Eğitim sistemi kapsamında
yaşanan onca gelişmeden sonra
bugün hala aynı sıkıntıları yaşıyor
olmamız şu gerçeği anlamamıza
vesile oldu: en iyi eğitim, evde
anne ve baba tarafından çocuğa
verilen İslami terbiyedir.
Okullara gönderdiğimiz çocuklarımızın zihinlerindeki bozukluğu
temizlemeye başlamadan önce
sağlam bir ev eğitimi şarttır artık.
Bu eğitimin gayesi de Âdem aleyhisselamın tabi t