Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Página 57

Onu alarak hışımla adama vurmaya başladı. Biz ayırmaya çalışsak da yapamadık. Onun hareketsiz kaldığını görünce biz hepimiz kaçtık.” Görgü tanıkları, dövülerek öldürülen zihinsel engelli Selami A’nın sanayide gezdiğini, gördüğü kişilere polislerle ilgili şeyler konuştuğunu, bir defteri olduğunu ve defterinde isimler, tarihler ve selâm yazıları olduğunu; birinin ondan rahatsız olduğunu anladığında, sessizce yanından uzaklaştığını anlattılar.” Haberi ürpererek okumuştum ve okurken gözlerimden yanaklarıma yaşlar yuvarlanıvermiş ve dudaklarımdan üç kelime dökülmüştü: “Selâmi Abi, selâm!” Bizim deli saydıklarımız vardı. Deli deyip de geçtiklerimiz, bize yaklaştıklarında uzaklaştıklarımız… Bu adam benim, onlara bakışımı değiştirmişti. Hakikaten bu vatanın delileri, velîlerdendi. Okuduğum haberden, meczubun cenazesine ve defterine ulaşmıştım. Selami Abi’yi defnettikten sonra, o defteri aldım. Son nefesime kadar defter benim olacaktı. Ve bende durdukça Selami Abi’yi hiç unutmayacaktım. 57