Onu alarak hışımla adama vurmaya başladı. Biz ayırmaya çalışsak da yapamadık. Onun
hareketsiz kaldığını görünce biz hepimiz kaçtık.”
Görgü tanıkları, dövülerek öldürülen zihinsel engelli Selami A’nın sanayide gezdiğini,
gördüğü kişilere polislerle ilgili şeyler konuştuğunu, bir defteri olduğunu ve defterinde
isimler, tarihler ve selâm yazıları olduğunu; birinin ondan rahatsız olduğunu anladığında,
sessizce yanından uzaklaştığını anlattılar.”
Haberi ürpererek okumuştum ve okurken gözlerimden yanaklarıma yaşlar
yuvarlanıvermiş ve dudaklarımdan üç kelime dökülmüştü: “Selâmi Abi, selâm!”
Bizim deli saydıklarımız vardı. Deli deyip de geçtiklerimiz, bize yaklaştıklarında
uzaklaştıklarımız… Bu adam benim, onlara bakışımı değiştirmişti. Hakikaten bu vatanın
delileri, velîlerdendi. Okuduğum haberden, meczubun cenazesine ve defterine
ulaşmıştım. Selami Abi’yi defnettikten sonra, o defteri aldım. Son nefesime kadar defter
benim olacaktı. Ve bende durdukça Selami Abi’yi hiç unutmayacaktım.
57