Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Page 41

Gerçi çeşme uzun zamandır köylüye zaten hizmet veriyordu ama şehirde itibarı azalan Cemil vekilin yeni hizmete açılacak bir şey bulması gerekiyordu ki, vali bey imdadına yetişti. Taşkesen köyünün çeşmesi üç yıl önce yapılmıştı ama halen “resmi açılış” yapılmamıştı. Hayatında uğramadığı, oy dahi istemediği Taşkesen köyünün siyasi itibarını iade edeceğini rüyasında bile görmesi mümkün olmayan Cemil vekil, kaderin garip cilvesine sadece gülümsedi. Böylece Taşkesenliler de ilk kez Cemil vekili göreceklerdi. Nam-ı dillere destandı ama kendisini gören bir Taşkesenli olmamıştı. Namazdan sonra köylü, köyün hemen girişinde beklemeye başladı. Birazdan misafirler gelirdi. Beklediler, beklediler, beklediler ama ne gelen vardı ne de giden. Taşkesenlilerde sabırdan çok ne vardı. Köyde zaman boldu, sabır da zamanla bir arada koşup duruyordu. Köyün delisinin sesi duyuldu, “Şehirde Cuma namazı geç kılınır”, köylü bu söze güldü tabi, niye Taşkesen ülkenin bir ucunda, şehir dediğin de diğer ucunda mıydı? Evet dedi deli, Köyle şehir arasındaki kilometre mesafesine bakarsanız yanılırsınız. Köyümüz şehre yakın ama gönüllere çok uzak. İsterseniz bunu gelen heyetin yüreğine sorun. Deliden aklı başında bir laf çıkmıştı ama Taşkesenliler bunun üzerine kafa yoracak durumda değildi ki, ufukta toz bulutu gözüktü. Henüz Cemil vekil köyü görmediğinden, köyün yolunu asfalt yapmak da kimsenin aklına gelmemiş, tozu dumana katan konvoy köye girmişti. Pata küte diye bütün araçların kapısı açıldı, selam duranlar, yol açanlar, yol verenler, köylüyü itenler, Cemil vekil ve vali beyi sağ salim tören alanına kavuşturdu. Gerçi bu arada birkaç köylü ezilme tehlikesi geçirdi ama bunun lafı dahi edilmezdi. Konvoyda vali, Cemil vekil ve bürokratların dışında iki de gazeteci vardı. Gerçi hiçbir gazetede imzaları çıkmazdı, ama bütün gazetelerde haberleri manşetten verilirdi. Bunlar valinin ve Cemil vekilin basınıydı. Bunların görevi, onlara olan sevgi selini resimlemek ve bunu gazetelere servis etmekti. Bunun için canlarını hiçe sayıyor, alttan çekiyor, üstten çekiyor, yandan çekiyorlardı. Çekilir gibi değilse de çekiyorlardı. Bazen de kurguyla güzel kareler yakalıyorlardı. Valinin ve Cemil vekilin basını, bu gece servis edecekleri metnin yarın gazetelerde manşetten veriliş şeklini bile biliyorlardı; Vali ve Cemil vekile Taşkesen’den sevgi seli. Sonra bu manşetler makasla bir güzel kesilecek, dosyalanacak ve başkentte yeni koltukların döşenmesine katkı sağlayacaktı. Çünkü bu sel, aynı zamanda Cemil vekilin itibarı, valinin de koltuğunun sağlama alınmasıydı. Cemil vekille birlikte Taşkesen’e gelen bütün bürokratların da koltuğunun yere sağlam vidayla vidalanmasıydı. Bu tablo ve bu tablonun gazetelere yansıması, kimleri kurtarıyordu, kimleri. Bunu bir tek Taşkesenliler bilmiyordu… Onlar bilmese de, çeşmenin başında kurulan sofraya yemekler dizilmiş, platform haline getirilen yerde ise ses düzeni alınmıştı. 41