Ses düzenini imam efendi camiden getirmiş, platformu da tezeklerle oluşturan kadınlar,
üstüne kilimler sererek tezekleri kamufle etmişti. Köyün ve köylünün her bir şeyi olan
muhtar mikrofonun başına geçti. Cebinden bir kâğıt çıkararak dikkatli bir şekilde açtı. Bu
kâğıt, odasına kapanmadan önce beşinci sınıfa giden kızından aldığı kâğıttı. Demek ki üç
gündür inzivaya çekilmesinin sebebi bu konuşmayı hazırlamak içindi. Hanımı rahatladı,
derin bir nefes aldı. Ağasının aklı yerindeydi, ona bir haller olmamış, önemli konuklara,
önemli bir konuşma hazırlamak için uğraşıp durmuştu. İşini iyi yapardı ağa, sahip olduğu
topraklardan da belliydi bu. Babasından aldığı topraklara yenisini eklemiş, Cemil vekili
memnun ettiği takdirde daha yenilerini ekleme şansını elde edecekti.
Önce imam efendi cihazı kontrol etti, bir.. iki.. üç.. ses… ses… ssss…sss… deneme…
deneme ve sonunda cihazı sağlam olarak sesin sahibine, gücün sahibine, köyün sahibine,
ağaya, muhtara ve Taşkesen’in medar-ı iftiharına teslim etti. Mikrofonu alan ağa, önce
konukları gözüyle yokladı, sonra köylüye dönüyordu ki vazgeçti…
Cebinden çıkardığı konuşma metnini okumaya başlamadan önce boğazını temizledi,
sonra da sırayla bütün konuklara hitap etti;
Sayın valim, sayın Cemil vekilim, sayın kaymakamım, sayın il belediye başkanım, sayın ilçe
belediye başkanım, sayın jandarma komutanım, sayın genel sekreterim, sayın tarım
müdürüm, sayın orman müdürüm, sayın nehir müdürüm, sayın çay müdürüm, sayın su
müdürüm, sayın tapu müdürüm, sayın gençlik müdürüm, sayın spor müdürüm, sayın mal
müdürüm (ağa mal müdürünü hiç sevmezdi, o nedenle mal kısmının üstüne iyice bastırdı,
zaten kalemle yazarken de bastırmıştı, oh ne iyi etmişti), sayın ziraat odası başkanım…
Bu sayın ve bu sayım tam 15 dakika sürdü ve ardından da son cümlesi geldi; hepiniz
Taşkesen köyümüze hoş geldiniz.
Büyük bir alkış koptu, hem de kızılca kıyamet bir alkış. Islık çalanlar, nara atanlar, bravo
diyenler…
Koltukları sağlamlaşan sayın vali ve sayın Cemil vekil de çılgınca alkışlıyor, onları gören
diğer konuklar da alkış yarışına katılıyordu. Cemil vekilin görmesini isteyenler de daha çok
alkışla onun siyasi itibarının iadesine destek veriyordu.
Köyün öğretmeni “yav muhtar üç gün boyunca odaya kapanıp bu konuşmayı mı
hazırladın, bana deseydin 5 dakikada güzel bir konuşma hazırlardım” demeye
hazırlanıyordu ki kızılca kıyamet alkış tufanını görünce vazgeçti.
Çünkü ağa, konukların nabzını öğretmenden daha iyi bilecek düzeydeydi. Öğretmen daha
bu yıl köye gelmişti, ağanın bütün nesli, kanı, canı bu köy ve bu şehre aitti. O kimin neyi
duymak istediğini çok iyi bilirdi hem de çok iyi…
42