Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Página 42

Ses düzenini imam efendi camiden getirmiş, platformu da tezeklerle oluşturan kadınlar, üstüne kilimler sererek tezekleri kamufle etmişti. Köyün ve köylünün her bir şeyi olan muhtar mikrofonun başına geçti. Cebinden bir kâğıt çıkararak dikkatli bir şekilde açtı. Bu kâğıt, odasına kapanmadan önce beşinci sınıfa giden kızından aldığı kâğıttı. Demek ki üç gündür inzivaya çekilmesinin sebebi bu konuşmayı hazırlamak içindi. Hanımı rahatladı, derin bir nefes aldı. Ağasının aklı yerindeydi, ona bir haller olmamış, önemli konuklara, önemli bir konuşma hazırlamak için uğraşıp durmuştu. İşini iyi yapardı ağa, sahip olduğu topraklardan da belliydi bu. Babasından aldığı topraklara yenisini eklemiş, Cemil vekili memnun ettiği takdirde daha yenilerini ekleme şansını elde edecekti. Önce imam efendi cihazı kontrol etti, bir.. iki.. üç.. ses… ses… ssss…sss… deneme… deneme ve sonunda cihazı sağlam olarak sesin sahibine, gücün sahibine, köyün sahibine, ağaya, muhtara ve Taşkesen’in medar-ı iftiharına teslim etti. Mikrofonu alan ağa, önce konukları gözüyle yokladı, sonra köylüye dönüyordu ki vazgeçti… Cebinden çıkardığı konuşma metnini okumaya başlamadan önce boğazını temizledi, sonra da sırayla bütün konuklara hitap etti; Sayın valim, sayın Cemil vekilim, sayın kaymakamım, sayın il belediye başkanım, sayın ilçe belediye başkanım, sayın jandarma komutanım, sayın genel sekreterim, sayın tarım müdürüm, sayın orman müdürüm, sayın nehir müdürüm, sayın çay müdürüm, sayın su müdürüm, sayın tapu müdürüm, sayın gençlik müdürüm, sayın spor müdürüm, sayın mal müdürüm (ağa mal müdürünü hiç sevmezdi, o nedenle mal kısmının üstüne iyice bastırdı, zaten kalemle yazarken de bastırmıştı, oh ne iyi etmişti), sayın ziraat odası başkanım… Bu sayın ve bu sayım tam 15 dakika sürdü ve ardından da son cümlesi geldi; hepiniz Taşkesen köyümüze hoş geldiniz. Büyük bir alkış koptu, hem de kızılca kıyamet bir alkış. Islık çalanlar, nara atanlar, bravo diyenler… Koltukları sağlamlaşan sayın vali ve sayın Cemil vekil de çılgınca alkışlıyor, onları gören diğer konuklar da alkış yarışına katılıyordu. Cemil vekilin görmesini isteyenler de daha çok alkışla onun siyasi itibarının iadesine destek veriyordu. Köyün öğretmeni “yav muhtar üç gün boyunca odaya kapanıp bu konuşmayı mı hazırladın, bana deseydin 5 dakikada güzel bir konuşma hazırlardım” demeye hazırlanıyordu ki kızılca kıyamet alkış tufanını görünce vazgeçti. Çünkü ağa, konukların nabzını öğretmenden daha iyi bilecek düzeydeydi. Öğretmen daha bu yıl köye gelmişti, ağanın bütün nesli, kanı, canı bu köy ve bu şehre aitti. O kimin neyi duymak istediğini çok iyi bilirdi hem de çok iyi… 42