Tıpkı evden çıkarken portmantodaki paltosunu usulca
yerinden alır gibi bir gülümseyiş takınması, mutlu
anların fotoğrafları bize o insanların hayatlarının dört
dörtlük olduğunu ve pürüzsüz bir hayata sahip
olduklarını
zannettirmesin.
Peki
ya
sahip
olduklarımız? Onların farkında mıyız acaba? Şöyle bir
durup düşündüğümüz zaman aslında farkına
varmadığımız, kıymetini bilmediğimiz nice şeylere
sahibiz. Her şeyden önce Müslüman bir anne babaya
sahip geldik dünyaya. Dünyada Müslümanlığın ne
demek olduğunu bilmeyen, onu tatmayan bunlarca
insan varken...
En basitinden çoğu zaman farkında olmadan aldığımız bir nefesimiz var. Bir nefes için ömür
boyunca makineye bağlı olanlar varken. Ve daha nice şey... Bu konuda Bekir Develi'nin
kaleme aldığı şu satırlar aslında konuyu kadar iyi özetliyor ki: "Bir eczaneye girdiğinizde ismini
ilk kez duyduğumuz ve neye iyi geldiği hakkında bir fikrimizin olmadığı her ilaç için defalarca
şükredeceğiz Allah'a. O ilaçların çoğunu ezbere bilen hastalar var bu dünyada. Nice
hastalıklarla imtihan olanlar var." Kainatın sırrı şükürde galiba. Ne dersiniz?
Değiştiremediğimiz şeyler için sorduğumuz "Neden, niye?" soruları o kadar tehlikeli ki.. İnsanı
dibe çeker, bizi memnuniyetsizleştirir, inancımızı zayıflatır. Biz Y kuşağı çabasız mükâfata o
kadar alışkınız ki en ufak bir olumsuzluğa tahammülümüz yok.
Bazen eksikler mükafat, hasret kaldıklarımız armağan olarak sunuluyor ama biz bunu ne yazık
ki fark edemiyoruz. Kuluz ve hatta üzerine kurulu olduğumuzu çoğu zaman unutup hatalara,
eksikliklere takılı kalıyoruz ve tamamlananları göremiyoruz ne yazık ki...
Bizden daha iyi bir işi olana, daha güzel olana, daha çok para kazanana, daha iyi yaşam
şartlarına sahip olana gıpta ile haset ile bakarsak bunların her birinde en iyileri, en güzelleri,
en üstünleri de bize nasip olsa yine mutlu olamayacağız. Çünkü istemenin de lüksün de sonu
yok. En basitinden hiç arabamız yokken ayağımızı yerden kesecek bir arabam olsun yeter
deriz ama bir arabaya sahip olunca bilmem ne markanın şu modeli daha konforluymuş, onun
şusu da varmış, bu daha güzelmiş deyip duruyoruz. Nefsimiz hiç doymak bilmiyor. Gözümüz
elimizdekilerde değil sahip olamadıklarımızda kalıyor hep. Ne acı...
Ankebut 62. ayette "Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah
her şeyi hakkıyla bilendir." der.
37