Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Page 35

Donanımlı bir okur olmak için nasıl edebiyat okumaları yapmalıyız? Okumayı “boş zamanınızda ne yaparsınız?” sorusunun bir faaliyet alanı olarak gören modern insan için bu soruya cevap vermek ve davada haklı çıkmak çok zor. Okumak, ömrümüzün olmazsa olmaz bir işi, dışındaki hayatımızı da okumaktan arda kalan zamanların çeperinde geçirilen bir faaliyet alanı olarak düşünmedikçe hiç kimse donanımlı bir okur olamaz. Goethe, okumak için seksen yılını harcadığını, yine de bu işi tam olarak başaramadığını söyler. Okumak, ilk soruya verdiğimiz insanın kendisi arama çabasının en asli faaliyet alanı olarak algılanmaz, kabul edilmezse onda “donanımlı” sıfatı boşuna aranacaktır. İnsan ya vahiyle, ya ilhamla, ya da okumak ve dinlemekle beslenebilir ve o büyük sorulara cevap arayabilir. Vahyi enbiyaya, ilhamı da evliyaya bırakalım, bize kala kala bir okuma ve dinleme kalıyor. Eğer onlarla da iştigal etmiyorsak bizden geriye “insan olarak” ne kaldığını tartışmanın bir manası yok sanırım. Dilhâne'nizde yer alan bir beyiti bizimle paylaşır mısınız? Bu söyleşi Divan şiiri merkezli olduğu için, Divan şairinin Niyazî-i Mısrî’nin şu beytiyle çağlara hitap ettiğini ve nasıl anlaşılacağı sorusuna bu beyit eşliğinde cevap vereceğini ifade etmek isterim: “Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi” Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz. Asıl teşekkürü bizler edelim. Çünkü çeşitli konularda düşüncelerimizi ifade etme imkânı bahşediyorsunuz. İnşallah cevaplarımız, bu söyleşiyle amaçladığınızı karşılamış ve okumaya da değer olmuştur. Röportör: Hasna Para 35