Donanımlı bir okur olmak için nasıl edebiyat okumaları yapmalıyız?
Okumayı “boş zamanınızda ne yaparsınız?” sorusunun bir faaliyet alanı olarak gören
modern insan için bu soruya cevap vermek ve davada haklı çıkmak çok zor. Okumak,
ömrümüzün olmazsa olmaz bir işi, dışındaki hayatımızı da okumaktan arda kalan
zamanların çeperinde geçirilen bir faaliyet alanı olarak düşünmedikçe hiç kimse
donanımlı bir okur olamaz. Goethe, okumak için seksen yılını harcadığını, yine de bu işi
tam olarak başaramadığını söyler. Okumak, ilk soruya verdiğimiz insanın kendisi arama
çabasının en asli faaliyet alanı olarak algılanmaz, kabul edilmezse onda “donanımlı” sıfatı
boşuna aranacaktır. İnsan ya vahiyle, ya ilhamla, ya da okumak ve dinlemekle beslenebilir
ve o büyük sorulara cevap arayabilir. Vahyi enbiyaya, ilhamı da evliyaya bırakalım, bize
kala kala bir okuma ve dinleme kalıyor. Eğer onlarla da iştigal etmiyorsak bizden geriye
“insan olarak” ne kaldığını tartışmanın bir manası yok sanırım.
Dilhâne'nizde yer alan bir beyiti bizimle paylaşır mısınız?
Bu söyleşi Divan şiiri merkezli olduğu için, Divan şairinin Niyazî-i Mısrî’nin şu beytiyle
çağlara hitap ettiğini ve nasıl anlaşılacağı sorusuna bu beyit eşliğinde cevap vereceğini
ifade etmek isterim:
“Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek
Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi”
Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Asıl teşekkürü bizler edelim. Çünkü çeşitli konularda düşüncelerimizi ifade etme imkânı
bahşediyorsunuz. İnşallah cevaplarımız, bu söyleşiyle amaçladığınızı karşılamış ve
okumaya da değer olmuştur.
Röportör: Hasna Para
35