Bugün için elimizde Şehname’nin tam olarak yapılmış bir çevirisi bile yok. Necati Lugal’in
yirmi bin beytlik çevirisi zamanında dört cilt olarak yayınlanmış ama devamı gelmemiş. Şu
anda da tam metin olarak 16. yüzyılda, Mısır’da Kavsu Gavri’nin Şerîfî’ye yaptırdığı
manzum bir çeviri var. Bu çeviri ile Firdevsî’nin Şehname’sini bile kıyaslayınca ne kadar
büyük farklar olduğunu görüyorsunuz. Peki, “Şehname’den değilse hangi kaynaktan
yararlanılmış?” diye sorulacaksa, bizim Divan şiiri için İranî kaynakları hep güncelde
tuttuğumuzu ama Arabî kaynakları ihmal ettiğimizi söyleyerek cevap vereceğim. Divan
şairlerinin sıklıkla okuduğu ama bugün tam tercüme olarak elimizde olmayan büyük
Taberî tarihinin en önemli kaynaklardan biri olduğunu söyleyeceğim. Divan şiiri üzerine
yapılması gereken arketipal eleştirilerin bu edebiyatı ne kadar yüksek bir insanî özde
tuttuğunu ortaya çıkaracağını söyleyeceğim. Ezcümle, bütün bu konular tekrar gözden
geçirilmeli.
Çalışmalarınız daha çok Divan şiirine yönelik. Siz Divan şiirinin daha çok hangi
yönünden etkilendiniz? Özellikle okumaktan keyif aldığınız Divan şairleri hangileridir?
Üniversitelerde, akademik çalışmalar birer akademik disiplin altında yapılır, buna bazen
kürsü de denir. Benim çalıştığım alan Eski Türk Edebiyatı kürsüsü olduğu için haliyle
çalışmalarımız da daha ziyade bu alanda oluyor. Eğer neden bu alanı seçtiğim sorulacak
olursa, üniversite yıllarında gönlümüzün bu alandan yana nasiplendiğinden diyeyim. Bir
de bu alana kanonik bakışın çok sert oluşu, asırlar boyu ağır töhmet altında bırakılışı,
sahipsiz ve kimsesiz bir harabe haline getirilişi, hiç de hak etmediği basmakalıp yargılarla
ötelenişi, hemen hemen hakkındaki her yargının aşırı genellemeci ve bayağı oluşu beni
bu sahada çalışmaya sevk etti diyelim. Çünkü ne bu edebiyat ne de o büyük şairler bu
haksız, garazkâr, küçümseyici ve aşağılayıcı yargıları kabul etmiyor. Buna bizler sahip
çıkmayacak da kim sahip çıkacak?
İnsanlığın öz macerası ve kendisini helak eden bütün soruların cevabı bu edebiyatın o
büyük şairlerinde var, beni bu cezbetti diyelim ve ayırmaksızın hepsinden nasiplenmeye
çalıştığımızı ilave edelim.
Tasavvufun edebiyatımıza katkıları nedir?
Suyun balığa katkısı nedir diye bir soru sorulsa acaba ne cevap verilirdi? Bir balık için su
neyi ifade ediyorsa Türk edebiyatı ve kültürü için de tasavvuf onu ifade eder. Bizler,
Ortaasya’da, Yesevi dergahında, Ulu Pir’in ocağında İslam olduk ve dünyaya oradan
dağıldık. Türk’ün Müslümanlığının temelinde tekke, aşk, gönül ve şiir vardır ve bunların
dördü de Tasavvuftan beslenir. Onu çektiğiniz zaman ortada sadece vezin, kafiye vs. kalır.
Tasavvuf anlaşılmadan da ne Türk şiiri, ne Türk Müslümanlığı ne de Türk kültürü
anlaşılabilir.
33