Şimdi ben de kıyamıyorum hayatıma dokunan eşyalara bile. Ruhu incinir diye düşüyor
kalbime. Yenileri geldikçe onlar emektar köşelerine çekilirler. Özledikçe eskiyi hasbihal
ettiğimiz bile olur. Dostlar, arkadaşlar, selamlaştıklarımız, karşılıklı çay içtiğimiz ruhlar var
birde. Onlara hepten ayrı bir ihtimam...
Niye böyle olur bilmiyorum ama bu sebepten ötürü çoğu yerde yenilirim. Avuçlarım
kanar. Kendime sayar dökerim. Gözlerimi kapatıp içime dönerim. Bir ses yayılır
gökyüzüme. "Sevdiğinizin hatrına sabredin." Susarım.
Bazen canım çok yanar. Ağlarım. Küserim, herkese hiddetlenirim. Omzuma bir el dokunur
hafifçe "Kalbini incitene dua et ki; açılsın marifet kapıları" diye. Yutkunur amin derim
binlerce kere...
Ne kazanırım ne kaybederim.
Hesap bilmem ben.
Maşuğun sözünü dinlerim.
Çocukluğumu, bahçemin güllerini özlerim. Bahçenin güllerini incitmeden seven
bahçıvanını...
Güllerim diye severdi onları babam. Sonra dönüp usulca fısıldardı kulağımıza, onlar
bahçemin siz cennetimin güllerisiniz diye...
Samimi duam, cennetim babam...
25