Ama bazen ustanın ehil olması, tek
başına çözüm değildir. Kullanılan
malzemenin
de
kaliteli
olması
gerekmektedir”
diye
sözünü
bitirir.
Ömer’in babasının yanında
çalışmaya başlamasının üzerinden bir
hafta geçmiştir. Sabırla duvarını ören
babasının, “bir işe yaramaz” diye
düşündüğü farklı çap ve ebatlardaki
küçük taş parçalarını kullanması
Ömer’in dikkatini çeker. Bunu fark eden
babası: “Oğlum! Kullanmasını bilirsen
eğer, hiçbir şey işe yaramaz değildir. Bu
işe yaramaz diye düşündüğün küçük
taşlar olmazsa, büyük taşlardan ne
sağlam bir duvar, ne de sağlan bir bina
inşa edebilirsin.” Başını kaldırır, tatlı bir
tebessümle Ömer’in yüzüne bakarak:
“Devletler de böyledir oğlum! Devletin
devamlılığı
için,
her
ferdin
sorumluluğunu
yerine
getirmesi
elzemdir. Bir millet sağlam ve güçlü bir
devlet kurmak istiyorsa, işte bu taşlar
gibi
sevgiyle
birbiriyle
kenetlenmelidirler” der.
Ömer: “Baba! Taşların birbirine
kenetlenmesi için harca ihtiyaç var,
tamam.
Peki,
milleti
birbirine
kenetleyecek, harç nedir?” der. Babası:
“Oğlum! Bu harç, o milletin tarihidir,
medeniyetidir,
kültürüdür,
dilidir,
dinidir... Düşünceler farklı olsa da aynı
amaç için ruhların aynı yöne kıyam
etmesidir” diye cevap verir. Babası: “Taş
da olsa, biz evin duvarını nakış gibi
öreriz oğlum. Binayı ayakta tutacak olan
ise evin içerisine inşa edilecek sevgi,
saygı ve muhabbettir. Bu da evde
ikamet edeceklerin maharetine bağlıdır”
diyerek, oğluna bir ders vermeye çalışır.
Ömer, babasının bu iş için neden
kendisini tercih ettiğini şimdi anlamıştır.
Binanın temelini oluşturan büyük küçük
taşlar gibi sırt sırta verelim.
Ülke olarak buna ihtiyacımız var.
“Devletler de böyledir oğlum! Devletin devamlılığı için, her
ferdin sorumluluğunu yerine getirmesi elzemdir. Bir millet
sağlam ve güçlü bir devlet kurmak istiyorsa, işte bu taşlar gibi
sevgiyle birbiriyle kenetlenmelidirler”
19