Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Página 19

Ama bazen ustanın ehil olması, tek başına çözüm değildir. Kullanılan malzemenin de kaliteli olması gerekmektedir” diye sözünü bitirir. Ömer’in babasının yanında çalışmaya başlamasının üzerinden bir hafta geçmiştir. Sabırla duvarını ören babasının, “bir işe yaramaz” diye düşündüğü farklı çap ve ebatlardaki küçük taş parçalarını kullanması Ömer’in dikkatini çeker. Bunu fark eden babası: “Oğlum! Kullanmasını bilirsen eğer, hiçbir şey işe yaramaz değildir. Bu işe yaramaz diye düşündüğün küçük taşlar olmazsa, büyük taşlardan ne sağlam bir duvar, ne de sağlan bir bina inşa edebilirsin.” Başını kaldırır, tatlı bir tebessümle Ömer’in yüzüne bakarak: “Devletler de böyledir oğlum! Devletin devamlılığı için, her ferdin sorumluluğunu yerine getirmesi elzemdir. Bir millet sağlam ve güçlü bir devlet kurmak istiyorsa, işte bu taşlar gibi sevgiyle birbiriyle kenetlenmelidirler” der. Ömer: “Baba! Taşların birbirine kenetlenmesi için harca ihtiyaç var, tamam. Peki, milleti birbirine kenetleyecek, harç nedir?” der. Babası: “Oğlum! Bu harç, o milletin tarihidir, medeniyetidir, kültürüdür, dilidir, dinidir... Düşünceler farklı olsa da aynı amaç için ruhların aynı yöne kıyam etmesidir” diye cevap verir. Babası: “Taş da olsa, biz evin duvarını nakış gibi öreriz oğlum. Binayı ayakta tutacak olan ise evin içerisine inşa edilecek sevgi, saygı ve muhabbettir. Bu da evde ikamet edeceklerin maharetine bağlıdır” diyerek, oğluna bir ders vermeye çalışır. Ömer, babasının bu iş için neden kendisini tercih ettiğini şimdi anlamıştır. Binanın temelini oluşturan büyük küçük taşlar gibi sırt sırta verelim. Ülke olarak buna ihtiyacımız var. “Devletler de böyledir oğlum! Devletin devamlılığı için, her ferdin sorumluluğunu yerine getirmesi elzemdir. Bir millet sağlam ve güçlü bir devlet kurmak istiyorsa, işte bu taşlar gibi sevgiyle birbiriyle kenetlenmelidirler” 19