Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Page 18

USTANIN NASİHATİ Mehmet Memdoğlu Teknolojiye yenik düşmüş olsa da taş duvar ustalarına Anadolu’nun pek çok yerinde hâlâ ihtiyaç duyulmaktadır. Hani, “Ekmeğini taştan çıkartır” diye bir deyim vardır ya. İşte, bu deyim Mehmet Ali Usta’yı anlatıyor âdeta. Kendisi iyi bir taş ustasıdır. Mesleğini Süleyman Usta’dan devralmıştır. Eskisi kadar rağbet görmese de çoluk çocuğunun nafakasını temin edebilecek kadar iş bulabilmektedir. Ağır bir iştir. Koca, koca taşları öyle rastgele üst üste dizmekle, ne duvar, ne de ev yapılabilir. Duvar ustalığı başlı başına bir sanattır, ustaları da gerçek sanatkârlardır. Bilgi, beceri, strateji ve sabır gerektiren bir meslektir. Mehmet Ali Usta zamana direnen bu kadim sanatını gelecek kuşaklara aktarmanın planlarını yapar. Bunun için gönüllü ve istekli kimseyi bulamayınca, son çare olarak oğlunu düşünür. Başarılı bir lise öğrencisi olan oğluna durumu anlatır ve yanında çalışmasını teklif eder: “Ömer oğlum! Bu yaz benimle birlikte çalışmak ister misin?” der. Ömer, babasının bu teklifini hemen kabul eder. Okulların tatile girmesiyle birlikte, babasıyla ilk mesaisine başlamıştır. Ömer babasına taş taşırken zoru başarmayı, duvara indirirken mücadeleyi, yerli yerine yerleştirirken sabrı, olgunluğu, alın terini, emeği, helâl lokmayı, sevgiyi... Yani hayatı öğrenir. Nakkaşın beze nakış işlemesi gibi, taşlar ile duvar örmenin hayatı nakış nakış örmek olduğunu öğrenir. Bir yandan boyutları farklı farklı taşlar, diğer yandan çimento, kum ve sudan oluşmuş olan harç. Sonuç: Yıllara meydana okuyacak olan sağlam bir bina… “Her şey kıvamında olmalı, hammaddesi toprak olan kerpiç bina üzerine taş bina örülmez.” der babası. Ve devamla; “Binanın sağlam olması için, öncelikle ehil bir ustaya ihtiyaç vardır. 18