USTANIN NASİHATİ
Mehmet Memdoğlu
Teknolojiye yenik düşmüş olsa da taş
duvar ustalarına Anadolu’nun pek çok
yerinde hâlâ ihtiyaç duyulmaktadır. Hani,
“Ekmeğini taştan çıkartır” diye bir
deyim vardır ya. İşte, bu deyim Mehmet
Ali Usta’yı anlatıyor âdeta. Kendisi iyi bir
taş ustasıdır. Mesleğini Süleyman
Usta’dan devralmıştır. Eskisi kadar rağbet
görmese de çoluk çocuğunun nafakasını
temin
edebilecek
kadar
iş
bulabilmektedir.
Ağır bir iştir. Koca, koca taşları öyle
rastgele üst üste dizmekle, ne duvar, ne
de ev yapılabilir. Duvar ustalığı başlı
başına bir sanattır, ustaları da gerçek
sanatkârlardır. Bilgi, beceri, strateji ve
sabır gerektiren bir meslektir.
Mehmet Ali Usta zamana direnen bu
kadim sanatını gelecek kuşaklara
aktarmanın planlarını yapar. Bunun için
gönüllü ve istekli kimseyi bulamayınca,
son çare olarak oğlunu düşünür. Başarılı
bir lise öğrencisi olan oğluna durumu
anlatır ve yanında çalışmasını teklif eder:
“Ömer oğlum! Bu yaz benimle birlikte
çalışmak ister misin?” der.
Ömer,
babasının bu teklifini hemen kabul eder.
Okulların tatile girmesiyle birlikte,
babasıyla ilk mesaisine başlamıştır. Ömer
babasına taş taşırken zoru başarmayı,
duvara indirirken mücadeleyi, yerli
yerine yerleştirirken sabrı, olgunluğu,
alın terini, emeği, helâl lokmayı,
sevgiyi... Yani hayatı öğrenir. Nakkaşın
beze nakış işlemesi gibi, taşlar ile duvar
örmenin hayatı nakış nakış örmek
olduğunu öğrenir. Bir yandan boyutları
farklı farklı taşlar, diğer yandan çimento,
kum ve sudan oluşmuş olan harç. Sonuç:
Yıllara meydana okuyacak olan sağlam
bir bina…
“Her şey kıvamında olmalı, hammaddesi
toprak olan kerpiç bina üzerine taş bina
örülmez.” der babası. Ve devamla;
“Binanın sağlam olması için, öncelikle
ehil bir ustaya ihtiyaç vardır.
18