Son İstasyon
Gamze Demirelli
Sessiz bir tren sanki bu beden…
Her istasyon benden bir şeyler alırken.
Bir şeyleri yük ediyor bana.
Uzun, ince bir yolum var.
Ne nehirler dağlar aşıyorum durmaksızın.
Ne yaşamlara veda ediyor,
Hangi hayatları sıyırıp geçiyorum kim bilir?
Evet, güzel bir ev tam da karşımda.
Bahçesinde atlar, tavuklar, yemyeşil ağaçlar olan.
İçi de dışı gibi güzel mi acaba?
İşte yüksek bir dağ, yamaçları ne de hırçın.
Ben korkarak da olsa ilerlemek zorundayım.
Sessiz sedasız…
Sinemde taşıyorum yaralı kuşları,
Her giden gittiğini sanıyor, her inen vardığını.
Giderek uzaklaşan gönlümü hoş kılan manzaralar nerde?
Biraz önce geride kaldı.
El sallayan çocuklar içimde umut güvercinleri uçuruyor sanki.
Akşam vakti gaflet gibi çökünce gözlerime,
Karanlıklar içinde her ışık parıldar umut misali.
Sessiz sedasız bir trenim sanki,
İnce çizilen yolumdayım ve cebren ilerliyorum.
Sağım solum çayır çimen,
Son istasyona koşardım gitmekteyim.
Gözlerimin önünde tüm geçtiğim mekânlar,
Sanırım artık yolculuk bitmeli.
Elveda sisli dağ yamaçları,
Renkli köy evleri, şekilli tarla, bahçeler,
Elveda şaşkın, çıplak ayaklı, saf yürekli çocuk,
Bu son istasyon…
14