Dilhane Mart Sayısı mart | Page 18

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r

KÖŞEDEKİ KİTAPÇI İ. HAKKI KAYMAK
Yerdeki mozaikleri inceleyen gözlerimi yukarı doğru kaldırıp bana gülümseyen o samimi yüzü gördüm. Bana uzattığı kitabı alıp‘ teşekkür ederim’ diyerek dilimle dişimin arasında samimiyetten uzak bir minnet ifadesi göstermeye çalıştım. Sehpanın üzerindeki dumanı tüten çay bardağını göstererek masanın arkasına geçti. Kara kaplı bir andacı açarak bir şeyler karalamaya başladı. Bu kez merakıma yenilmeyerek az önce bana verilen kitabı elime alıp rastgele bir sayfasını açtım ve karşıma çıkan seksen sekizinci sayfanın 14,15 ve 16. satırını dolduran, altı, kurşun kalemle çizilmiş şu cümle dikkatimi bir hayli meşgul etti.‘’ Kalbim, zaman zaman yeni hayata çıkan çocuklar gibi bilinmez bir ümidin sevinçleriyle titriyordu.’’ Daha cümlenin manasını tam olarak kavrayamadan Postacı Mehmet ağabeyin bisikletinin zilini işittim. Bisikletini kapının önüne bırakarak hızlı adımlarla yol ile dükkân kapısını ayıran kaldırımı aşıp kapıdan içeri girdi.‘ Selamünaleyküm’ deyip çantasını karıştırarak zarfı buldu, tek hamlede çekip çıkardı ve masanın üzerine doğru uzattı.‘‘ Haydi, Allah’ a emanet olun!’’ deyip, çıkıp gitti. Masanın üzerindeki zarfa uzanan adam, onu eline alıp şöyle bir evirdi çevirdi. Zarfı sinirlenerek masanın üzerine attı. Oturduğu sandalyeyi sokağa bakan tarafa doğru çevirip sigarasını ateşledi. İçerideki fesleğen ve kitap kokusunun yanına sigara kokusu da katılmıştı. Dışarıda şiddetini artıran soğuk ve bu soğuk havalarda biraz da olsa havayı yumuşatan ve batmak üzere olan güneş, insanların bir bir evlerine kaçmasını sağlıyordu. Rüzgâr, surları zorlayan askerler gibi dükkânın camına yüklenip geriye dönüyordu. Yanan sigara yalnızca 5-6 nefeste bitmişti. Saatime baktığımda 18.56’ ydı ve adam hâlâ oturuyordu.‘’ Bugün vakti şaşırır mıydı?’’ ben tam bunu düşünürken yerinden kalktı; askıda asılı paltosu, kasketi ve kaşkolunu alıp sıkı sıkıya sarmaladı kendini, sehpanın üzerinde duran poşeti de alarak bana kapıyı gösterdi. Dükkân kapısının arkasındaki lamba anahtarlarına dokundu, içerisi kapkaranlık olmuştu. Kapıyı kilitledi ve kasketini başından çıkararak bana doğru sallayıp beni selamladı. Adam, karanlık sokağa doğru ilerleyip usul usul gözden kayboldu …
devamı yeni sayıda …