Dilhane Mart Sayısı mart | Page 15

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r

KÖŞEDEKİ KİTAPÇI İ. HAKKI KAYMAK

Havalar soğumaya başlamış; yapraklar, ağaçlardan müsaade isteyerek yeni bir yolculuğa çıkmak üzere hazırlanmışlardı. Soğuklar gibi yağmurlar da sıkça mahallemize konuk olmaya başlamıştı. Dökülen yapraklar, çöpçülerin; Canı istedikçe yağan yağmurlar ise sürekli camlarını silen titiz ev hanımlarının canını sıkıyordu. Mevsimin değişmesiyle birlikte mahalledeki herkes bir değişimin içine girmeye başlıyordu. Mahallemizin maharetli elleri, gelmekte olan soğuk kış mevsimine karşı çeşitli ebatlarda, renklerde ve motiflerde; şapkalar, kaşkollar, eldivenler ve süveterler hazırlıyorlardı. Evimizin oturma odasının penceresi tam kitapçının kapısını görebileceğim enfes bir konumdaydı. Bazı günler, sabahtan akşama kadar kitapçıya gelip gidenleri izler ve bu adamla nasıl bir şekilde muhatap olabileceğimi düşünürdüm. Yine böyle bir günde annemin örmekte olduğu süveter aklıma geldi. Annemle konuşarak ona,‘ Şu adamcağız da ne üşüyordur, bir süveter öreni de yok, Annecim, bir tane süveter örsen de götürüp amcaya versem!’ dedim. Annem, biraz düşünerek, biraz sıkılarak sağa sola baktı. Anneme‘ Ne olur sanki anneciğim!’ dedim. O da yüzüne sevimli bir hâl aldırarak‘ Tamam, tamam. Seni de hiç kıramıyorum!’ diyerek, bana, istediği ipi almak üzere iki sokak ötedeki, küçük tuhafiyeye gitmem gerektiğini söyledi. Almam gereken ipin özelliklerini dinleye dinleye üzerimi değiştirdim. Kapıdan fırlayıp koştura koştura tuhafiyenin yolunu tuttum. Tuhafiyedeki tatlı mı tatlı, sevimli ve yanakları kırmızı teyzeden üç tane siyah iplik alarak tekrardan eve koşarak geldim. Aldığım ipleri anneme verip yanağından öptüm. Artık annemim süveteri tamamlayarak bana vermesini dört gözle bekliyordum. Her gün annemin, ilmek ilmek işlediği süvetere bakarak heyecanlanıyordum. Yağan yağmur pencereleri tıkırdıyor, rüzgâr ıslık çalarak âdeta dallardan kopan yapraklara serenat yapıyordu.