deneme 2 | Seite 223

222 ................................................................................... İslam'da Şia etti. Hatta Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde, ken- disine ait olan özel işlerini ayarlamak ve yanında olan emanetleri sahiplerine döndürmek için de Ali'yi (a.s) yerinde vekil kıldı. Aynen vefatından sonraki şahsi iş- lerini ayarlamak ve borçlarını ödemek için Ali'yi (a.s) vekil tayin etti. Şia diyor ki, bu delillere göre Peygamber-i Ekrem'in, yerine halife tayin etmeyip Müslümanları başı boş terk ederek, onların toplumunu yönetecek kimseyi tayin etmeden vefat etmesi düşünülemez. Bir toplumun oluşması, çoğunluğun kabullendiği bir takım ortak gelenek, kanun ve kaidelere bağlı ol- duğu gibi sebat ve bekası da adalet üzerine kurulan bir hükümete muhtaçtır. Bunun öneminde, hiç bir in- san fıtratının şüphesi olamaz. Özellikle İslam şeriatı- nın dikkat ve geniş boyutlu olduğuna, Resul-i Ekrem'in (s.a.a) İslam'a verdiği önem, bu yolda gösterdiği feda- karlıklara, vahiy ve nübüvvet teyidinden geçersek üs- tün akıl ve güçlü tedbirine bakarsak bu şüpheye hiçbir yer kalmamaktadır. Ehl-i Sünnet ve Şia kanalıyla (Fiten ve diğer bablarda zikredilen) tevatür derecesine varmış bir çok hadislerden anlaşıldığı üzere, Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) vefatından sonra İ