deneme 2 | Page 169

168 ................................................................................... İslam'da Şia Şia, irade ve kelam sıfatını bu kelimelerin zahirin- den anlaşılan anlamlarına göre (irade, istemek, ke- lam yani lafız aracılığıyla açıklama) fiil sıfatı bilir. 150 Ama Ehl-i Sünnetin büyük bir kesimi onları ilim ma- nasına tutar ve zat sıfatı sayarlar. 7- KAZA VE KADER Nedensellik kanunu evrende istisnasız olarak hü- küm sürer ve uygulanır. Bu sistem gereğince evrende her bir varlık kendi varoluşunda bir takım nedenlere ve illetlere bağlıdır. Bu illetlerin tümü mevcut farz edi- lirse (buna eksiksiz ve tam illet denir) hadis ve sonu- cun var oluşu zorunlu ve gerekli olur. İlletlerden bazı- ları yahut hepsi yok farz edilirse, sonucun var olması gayr-i mümkün ve muhal olur. 150- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Allah kendi zatında bir malum olmadığı halde alim idi. Herhangi bir mağ- dur olmadığı halde (kudreti belirten bir mahluk yaratmamış- ken) güçlüydü." Rivayet eden "O Mütekellim idi" söylediğinde "Kelam hadistir," diye buyurdu. "Allah vardı ama mütekellim değildi. Daha sonra kelamı icat etti." (Bihar, c.2, s.147) Hz. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İrade halkta dü- şüncedir. Düşünce sonrası iş gerçekleşir. İrade Allah'tan icat etmektir. Çünkü Allah'da bizim gibi düşünüp taşınma yoktur." (Bihar, c.2, s.144)