144 ................................................................................... İslam'da Şia
varlığına inanırlar. Bazen yaratılış aleminin sabit ger-
çeğine temiz kalp ve saf zihinle nazar ettiğinde, cihanı
teşkil eden parçaların devamsızlığını anlar. Cihan ve
onda vuku bulan olayları güzel sabit bir gerçeği göste-
ren aynalar gibi bulur. Bu idraktan kaynaklanan lez-
zet, diğer lezzetlerin hepsini bakıcının gözünde küçül-
tür ve böylece onu maddi yaşantının devamsız ve tatlı
görüntülerinden alı koyar.
Bu, Allah'a inancı olan insanın dikkatini daha üstün
bir aleme çeken ve pak Allah'ın hüccetini onun kal-
binde yerleştiren irfani cazibedir. Bu cazibe, insanlara
her şeyi unutturur; bütün uzun arzular ve ümitleri bir
kenara atar; insanları gözle görülmeyen ama görülen
ve işitilenlerden daha aşikar olan Allah'a tapmaya ve
O'na medih ve sena etmeye yöneltir. Gerçekte insan
toplumunda ilahi dinleri meydana getiren faktör, bu
batini cezbedir. Arif, Allah'a sevap ümidi veyahut azap
korkusundan değil, sevgi ve muhabbet üzere tapan
kimseye denir. 136 Bu yüzden irfanı, diğer meslekler
karşısında bir meslek olarak nitelendirmemek gere-
136- İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "İbadet üç kısım-
dır. Bir grup korkudan Allah'a tapar ve bu kölelerin tapması-
dır. Diğer bir grup da Allah'a iyi mükafat ümidiyle tapar ve bu
da tacirlerin tapmasıdır. Bir grup da sevgi ve muhabbetle Al-
lah'a tapar. Böylesi, hür kişilerin tapmasıdır ve bu tapmaların
en üstünüdür." (Bihar-ül Envar, c.15, s.208)