deneme 2 | Page 145

144 ................................................................................... İslam'da Şia varlığına inanırlar. Bazen yaratılış aleminin sabit ger- çeğine temiz kalp ve saf zihinle nazar ettiğinde, cihanı teşkil eden parçaların devamsızlığını anlar. Cihan ve onda vuku bulan olayları güzel sabit bir gerçeği göste- ren aynalar gibi bulur. Bu idraktan kaynaklanan lez- zet, diğer lezzetlerin hepsini bakıcının gözünde küçül- tür ve böylece onu maddi yaşantının devamsız ve tatlı görüntülerinden alı koyar. Bu, Allah'a inancı olan insanın dikkatini daha üstün bir aleme çeken ve pak Allah'ın hüccetini onun kal- binde yerleştiren irfani cazibedir. Bu cazibe, insanlara her şeyi unutturur; bütün uzun arzular ve ümitleri bir kenara atar; insanları gözle görülmeyen ama görülen ve işitilenlerden daha aşikar olan Allah'a tapmaya ve O'na medih ve sena etmeye yöneltir. Gerçekte insan toplumunda ilahi dinleri meydana getiren faktör, bu batini cezbedir. Arif, Allah'a sevap ümidi veyahut azap korkusundan değil, sevgi ve muhabbet üzere tapan kimseye denir. 136 Bu yüzden irfanı, diğer meslekler karşısında bir meslek olarak nitelendirmemek gere- 136- İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "İbadet üç kısım- dır. Bir grup korkudan Allah'a tapar ve bu kölelerin tapması- dır. Diğer bir grup da Allah'a iyi mükafat ümidiyle tapar ve bu da tacirlerin tapmasıdır. Bir grup da sevgi ve muhabbetle Al- lah'a tapar. Böylesi, hür kişilerin tapmasıdır ve bu tapmaların en üstünüdür." (Bihar-ül Envar, c.15, s.208)