deneme 2 | Page 146

Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 145 kir. İrfanı, Allah'a tapma ve dinlerin hakikatini idrak etmek amacıyla izlenilen "akli düşünce ve dini nasların zahiri" yolu karşısında bir yol saymak gerekir. İlahi dinlerde, hatta veseniyette bile bu yolu takip edenler vardır. Veseniyet'te, Kelimiyet'te, Mesihiyet'te, Mecusiyet'te ve İslam'da arif ve gayr-ı arif vardır. 2- İSLAM'DA İRFANIN DOĞUŞU Rical kitaplarında yazılı olan ve tanınan, sayısı on iki bine yakın Peygamber-i Ekrem'in sahabeleri içeri- sinde, doyurucu beyanatı, manevi hayat merhaleleri ve irfani hakikatlardan sonsuz hazineler içeren şahıs yalnız Hz. Ali (a.s)'dır. Elimizde bulunan diğer sahabe- lerin eserlerinde, bu konulardan bir haber yoktur. Hz. Ali'nin (a.s) yâreni ve talebeleri arasında, İslam'da çı- kan bütün ariflerin, Hz. Ali'den sonra onları kendi silsi- lelerinin başlarında saydıkları Selman-ı Farsi, Üveysi Karani, Kumeyl b. Ziyad, Reşid Hicri ve Meysem-i Tammar gibileri bulunmaktadır. Bu tabakadan sonra hicri ikinci yüzyılda zahitler sırasında bulunan ve halk arasında evliya-i Haktan ve pak şahıslardan sayılan, ama ifran ve tasavvufla tezahür etmeyen Tavus Yemani, Malik b. Dinar, İbrahim Edhem ve Şakik Belhi gibileri bile, kendilerinden önceki tabakaya olan terbiyet bağlılığını gizlememişlerdir. Hicri ikinci yüzyılın sonlarında ve üçüncü yüzyılda Bayazid Bestami, Maruf Kerhi, Cüneyd-i Bağdadi ve