Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 145
kir. İrfanı, Allah'a tapma ve dinlerin hakikatini idrak
etmek amacıyla izlenilen "akli düşünce ve dini
nasların zahiri" yolu karşısında bir yol saymak gerekir.
İlahi dinlerde, hatta veseniyette bile bu yolu takip
edenler vardır. Veseniyet'te, Kelimiyet'te, Mesihiyet'te,
Mecusiyet'te ve İslam'da arif ve gayr-ı arif vardır.
2- İSLAM'DA İRFANIN DOĞUŞU
Rical kitaplarında yazılı olan ve tanınan, sayısı on
iki bine yakın Peygamber-i Ekrem'in sahabeleri içeri-
sinde, doyurucu beyanatı, manevi hayat merhaleleri
ve irfani hakikatlardan sonsuz hazineler içeren şahıs
yalnız Hz. Ali (a.s)'dır. Elimizde bulunan diğer sahabe-
lerin eserlerinde, bu konulardan bir haber yoktur. Hz.
Ali'nin (a.s) yâreni ve talebeleri arasında, İslam'da çı-
kan bütün ariflerin, Hz. Ali'den sonra onları kendi silsi-
lelerinin başlarında saydıkları Selman-ı Farsi, Üveysi
Karani, Kumeyl b. Ziyad, Reşid Hicri ve Meysem-i
Tammar gibileri bulunmaktadır. Bu tabakadan sonra
hicri ikinci yüzyılda zahitler sırasında bulunan ve halk
arasında evliya-i Haktan ve pak şahıslardan sayılan,
ama ifran ve tasavvufla tezahür etmeyen Tavus
Yemani, Malik b. Dinar, İbrahim Edhem ve Şakik Belhi
gibileri bile, kendilerinden önceki tabakaya olan
terbiyet bağlılığını gizlememişlerdir.
Hicri ikinci yüzyılın sonlarında ve üçüncü yüzyılda
Bayazid Bestami, Maruf Kerhi, Cüneyd-i Bağdadi ve