deneme 2 | Page 124

Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 123 hadisin de Kur'an gibi zahir ve batını, batınının da de- receleri olduğu aydınlanmış oldu. 5- KUR'AN'IN TEVİLİ Sadr-ı İslam'da, Ehl-i Sünnet'in ekseriyetine göre Kur'an-ı Kerim'i delil olduğu yerde, zahiri anlamından değiştirip, zahiriyle karşıt bir anlama yorumlanması maruf bir şeydi. Genelde zahiriyle zıt olan anlama tevil adını verirlerdi. Kur'an-ı Kerim de geçen "tevil" kelime- leri de bu anlama yorumlanırdı. Ehl-i Sünnet kitaplarında ve çeşitli mezheplerin tar- tışmaları yazılı kitaplarda, bir mezhebin alimlerinin icması, yahut diğer bir delille ispatlanan bir konu, Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir ayetinin zahiri ifadesiyle çelişirse, ayetin tevil edildiği ve zahiriyle zıt bir anlama yorumlanması pek çok göze çarpar. Hatta bazen kar- şıt ve farklı iki görüşe, karşı taraflar Kur'an'ın ayetle- riyle ihticac (delil gösterme) eder ve her birisi diğerinin delil olarak getirdiği ayeti tevil ederdi. Bu metot ve izlenim, az çok Şia içerisine de sızmış- tır ve kelam bilgisine ait bazı kitaplarda görülmekte- dir. Ama yeteri derecede, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinde ve Ehl-i Beyt hadisleri üzerinde derin düşünülürse, Kur'an tatlı şivesinde, açık ve net beyanında bir mu- amma üslubunu izlememiş ve her konuda normal cümle kalıbından başka bir şeyle konuşmamış olduğu kanısına varılır. Kur'an-ı Kerim'de geçen "tevil" kelime-