Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 123
hadisin de Kur'an gibi zahir ve batını, batınının da de-
receleri olduğu aydınlanmış oldu.
5- KUR'AN'IN TEVİLİ
Sadr-ı İslam'da, Ehl-i Sünnet'in ekseriyetine göre
Kur'an-ı Kerim'i delil olduğu yerde, zahiri anlamından
değiştirip, zahiriyle karşıt bir anlama yorumlanması
maruf bir şeydi. Genelde zahiriyle zıt olan anlama tevil
adını verirlerdi. Kur'an-ı Kerim de geçen "tevil" kelime-
leri de bu anlama yorumlanırdı.
Ehl-i Sünnet kitaplarında ve çeşitli mezheplerin tar-
tışmaları yazılı kitaplarda, bir mezhebin alimlerinin
icması, yahut diğer bir delille ispatlanan bir konu,
Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir ayetinin zahiri ifadesiyle
çelişirse, ayetin tevil edildiği ve zahiriyle zıt bir anlama
yorumlanması pek çok göze çarpar. Hatta bazen kar-
şıt ve farklı iki görüşe, karşı taraflar Kur'an'ın ayetle-
riyle ihticac (delil gösterme) eder ve her birisi diğerinin
delil olarak getirdiği ayeti tevil ederdi.
Bu metot ve izlenim, az çok Şia içerisine de sızmış-
tır ve kelam bilgisine ait bazı kitaplarda görülmekte-
dir. Ama yeteri derecede, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinde
ve Ehl-i Beyt hadisleri üzerinde derin düşünülürse,
Kur'an tatlı şivesinde, açık ve net beyanında bir mu-
amma üslubunu izlememiş ve her konuda normal
cümle kalıbından başka bir şeyle konuşmamış olduğu
kanısına varılır. Kur'an-ı Kerim'de geçen "tevil" kelime-