124 ................................................................................... İslam'da Şia
lerinden kastedilen, lafzın ifade ettiği anlam türü de-
ğildir. Aksine genel olarak insanların kavrayış düze-
yinden yüce olan bir takım hakikatler ve gerçekler
kastedilmiştir ki, Kur'an'ın amelle ilintili ahkamı ve
itikadi öğretilerinin kaynağıdır. Evet Kur'an'ın tümü-
nün tevili vardır. Onun tevili doğrudan doğruya düşün-
ce yoluyla idrak olunamaz. Lafız ve kelimelerle
açıklanamaz. Ancak peygamberler ve beşeri özellik-
lerden arınan Allah'ın pak evliyası müşahede yoluyla
ona erişirler. Evet, Kur'an'ın tevili kıyamet günü herkes
için keşfolunacaktır.
Açıklama: Şunu iyice biliyoruz ki insanoğlunu ko-
nuşmaya ve kelimeler üretip onlardan yaralanmaya
iten faktör, toplumsal maddi ihtiyaçlardır. İnsanoğlu
zorunlu olarak toplumsal yaşantısında, niyetlerini ve
içerisindekileri diğerlerine aktarır ve bu amaçla ge-
nelde ses ve kulaktan, bazen de az çok göz ve el işa-
retlerinden yararlanır. Bu nedenle sağırla kör insan
birbiriyle asla ilişki kuramaz ve anlaşamazlar. Çünkü
kör birisinin dediklerini sağır duymaz, anlamaz ve sa-
ğırın işaretle anlatmağa çalıştıklarını kör göremez. Bu
yüzden lügat üretilirken ve eşyaya isim bırakılırken
maddi ihtiyaçların temini amaçlanmıştır. Maddi ve
hissedilir, yahut hisse yakın durumlar, haller ve eşya
için kelimeler üretilmiştir. Nitekim duyu organlarından
birini yitiren muhatabımıza, söz konusu duyu organıy-
la idrak olunan şeyleri anlatmak isterken bir nevi ben-