deneme 2 | Page 125

124 ................................................................................... İslam'da Şia lerinden kastedilen, lafzın ifade ettiği anlam türü de- ğildir. Aksine genel olarak insanların kavrayış düze- yinden yüce olan bir takım hakikatler ve gerçekler kastedilmiştir ki, Kur'an'ın amelle ilintili ahkamı ve itikadi öğretilerinin kaynağıdır. Evet Kur'an'ın tümü- nün tevili vardır. Onun tevili doğrudan doğruya düşün- ce yoluyla idrak olunamaz. Lafız ve kelimelerle açıklanamaz. Ancak peygamberler ve beşeri özellik- lerden arınan Allah'ın pak evliyası müşahede yoluyla ona erişirler. Evet, Kur'an'ın tevili kıyamet günü herkes için keşfolunacaktır. Açıklama: Şunu iyice biliyoruz ki insanoğlunu ko- nuşmaya ve kelimeler üretip onlardan yaralanmaya iten faktör, toplumsal maddi ihtiyaçlardır. İnsanoğlu zorunlu olarak toplumsal yaşantısında, niyetlerini ve içerisindekileri diğerlerine aktarır ve bu amaçla ge- nelde ses ve kulaktan, bazen de az çok göz ve el işa- retlerinden yararlanır. Bu nedenle sağırla kör insan birbiriyle asla ilişki kuramaz ve anlaşamazlar. Çünkü kör birisinin dediklerini sağır duymaz, anlamaz ve sa- ğırın işaretle anlatmağa çalıştıklarını kör göremez. Bu yüzden lügat üretilirken ve eşyaya isim bırakılırken maddi ihtiyaçların temini amaçlanmıştır. Maddi ve hissedilir, yahut hisse yakın durumlar, haller ve eşya için kelimeler üretilmiştir. Nitekim duyu organlarından birini yitiren muhatabımıza, söz konusu duyu organıy- la idrak olunan şeyleri anlatmak isterken bir nevi ben-