Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 121
Semavi vahiy yoluyla, Allah'ın putlara tapmaktan
nehy ettiğini işittiklerinde, bu nehyin zahiri manasının
(putlar karşısında baş eğme yasağı) yanı sıra bu nehyi
tam manasıyla kavrayarak "Allah'tan başkasına itaat
etmemek gerektiğini" anlarlar. Çünkü itaat, gerçekte
kulluk ve baş eğmektir. Bundan daha yüce bir mana
kavrarlar. O da şu ki: Allah'tan başkasından korkma-
mak ve O'ndan başkasına ümit bağlamamak gerekir.
Bu anlamdan daha yücesi de nefsi eğilimlere teslim
olmamak gerekçesidir. Bütün manalardan daha yü-
cesi şu manadır: Allah'tan başkasına teveccüh etme-
mek gerekir.
Ve yine Kur'an'ın namaz kılmayı emrettiğini işittik-
lerinde, onun zahiri ifadesinden özel ibadetin yerine
getirilmesinin farz olduğunu anlarlar. Ama bunun yanı
sıra, batıni manasını da kavrarlar. O da Allah'a yürek-
ten ve içten ibadet etmek ve önünde eğilmenin gerek-
liliğidir. Bu anlamdan daha yüce bir anlam da çıkarır-
lar. O da şu ki: Hakkın karşısında kendini unutmak ve
hiçe saymak ve yalnız Allah'ın zikriyle meşgul olmak
gerekir.
Bilindiği gibi yukarıda geçen iki örnekle hatırlatılan
batıni anlamlar, söz konusu emir ve nehyin lafzi=sözel
ifadeleri değildir. Ancak söz konusu batıni anlamları
idrak etmek, düşünce ufuğu geniş olan ve dünya gö-
rüşünü, kendi bencilliğine tercih eden kimse için kaçı-
nılmaz bir şeydir.