Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
me alınan memurlar mülazım olarak işe başlayacaklar ve kendilerini yetiştirip tecrübe kazandıktan sonra da şakirdliğe terfi edileceklerdir.331 10 Şaban 1191 (M. 13 Eylül 1777) tarihli kanunnâme-i hümayun ile yürürlüğe giren yeni nizam gereğince Defterhâne’de 30 nefer
mülazımın istihdam edilmesi öngörülmüştür.332 Aynı düzenlemede bunların timar tasarruf
edecekleri de belirlenmiştir.333 Bununla birlikte mülazımlardan hiçbir gelire sahip olmayan
ve timar tasarruf etmeyenler de vardı. Bunlar mülazım olarak bir süre görev yaptıktan sonra yazı ve hesap işlerinde ehliyetli olup olmadıkları hususunda bir imtihana tabi tutulup, başarılı olanlar defter emini takriri ile şakirdliğe tayin olurlardı.334 Mülazımlardan bir kısmının
aylıksız ve timarsız olarak şakirdliğe tayinlerinin yapıldığını görmekteyiz335. Mülazımlardan
ve mülazımlıktan şakirdliğe geçenlerden timar tasarruf edenler olmakla birlikte bir kısmının
herhangi bir gelirinin olmaması, bunların da Defterhâne’de toplanan orta akçesinden pay almış olabileceklerini göstermektedir.
E. DEFTERHÂNE’NİN GÖREVLERİ
Defterhâne-i Hakanî teşkilatı Osmanlı Devleti’nde arazi ile ilgili tüm muameleleri
ihtiva eden defter ve belgelerin muhafaza edilip, bunlarla ilgili işlemlerin yapıldığı ve ihtilaların çözüldüğü daire olması bakımından, teşkilatın en önemli görev alanını söz konusu
defterlerin muhafazası ve bunlar üzerinde yapılan işlemlerin yürütülmesi oluşturmaktadır.
“Defterhâne’de muhafaza edilen defter ve belgeler” kısmında sözü edilen tahrir defterleri ve
tahrirlerle alakalı defterlerin hazırlanmasında Defterhâne çalışanları da görev almakta olup,
bu defterler üzerindeki en önemli işlemi defter tashihi oluşturmaktadır. Timar sisteminin en
önemli başvuru mercii olan tahrir defterleri sistemin kontrol altında ve düzenli yürütülebilmesi açısından büyük önem arz etmekte olup, bu defterler üzerinde tashih yetkisi nişancıya
aitti. Defterhâne çalışanlarının defterler üzerinde tashih yetkisi olamamakla birlikte, bir beratın ref’i ve kayıt terkini gibi tali işlerde defter emini görevlendirilmekte idi.336 Defterler üzerinde has, zeâmet, timar ve evkaf gibi arazi parçalarının bir halden diğer bir hâle intikali gerektiğinde tashih yapma ve takrir yetkisi nişancıya aitti. Gerektiğinde evrak üzerine sadrazam
tarafından buyruldu yazılarak nişancıya gönderilir ve nişancı ise Defterhâne’den ilgili defterleri isterdi. Kisedar tarafından getirilen defterlerde tashihi gereken kayıt tevkii kalemi ile tashih edilirdi. Nişancı örfî hukukun şeyhülislamı gibi kabul edildiğinden örfî hukuk alanına ait
bu tür işlemlerde tashih ve takrir yetkisine sahip bulunmaktaydı. Hatta son dönemlerde nişancıların dereceleri aşağı düşmüş, ancak nişancılık vazifesi lağvedilinceye kadar tashihler
onlar tarafından yapılmaya devam edilmişti.337
331 BOA.C.ML.dos.no:342/14093; BOA.C.DH.dos.no:34/1669
332 BOA.İ.MSM. dos.no:20/469
333 BOA.C.TZ. dos.no: 105/5202
334 BOA.C.ML. dos.no: 342/14093 ve 487/19869; BOA.C.DH. dos.no:34/1669
335 BOA.C.ML. dos.no:169/7124 ve 92/5991
336 Uzunçarşılı, Merkez ve Bahriye, s.98-100
337 Kavanin-i Teşrifat, “Rütbe-i Tevkii” kısmı, Süleymaniye Ktp. Hüsrev Paşa Katalogu, no:813
72