Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
5. DEFTERHÂNE’NİN DİĞER GÖREVLİLERİ
Defter emininin amiri olduğu ve büyük oranda işlemleri yardımcısı kisedar eliyle yürütülen Defterhâne’nin asıl personelini kâtipler ve şakirdler oluşturmaktaydı. Ancak bunların
yanı sıra sarraf, mülazım, odacı, defterci, mücellit, imam ve müezzin unvanları ile çalışan görevliler de bulunmaktaydı.
Defterhâne’nin Topkapı Sarayı içerisinde Kubbealtı denilen yerde bulunduğu tarihlerde bu adlarla görevliler bulunup bulunmadığı tespit edilememiş olmakla birlikte,
Defterhâne’nin Sultanahmet Meydanı’ndaki yeni binasına nakledildikten sonra bu görevlilere rastlamaktayız. Bu görevlilerden, evrakların daire içinde hareketliliğini sağlayan odacılar
büro personeli olarak görev yapmış olmalıdırlar. Defterciler ise, defter mahzenlerinden, üzerinde çalışma yapılacak defterleri ilgili kâtip ya da şakirde getirip götürme işini üstlenmiş olmalıdırlar. Mücellidin de bu defterlerin bakımıyla görevli olması gerekir. İmam ve müezzin ise Defterhâne binası içerisinde yer alan caminin görevlisidir. Bunların başlangıçtaki gelirleri
hakkında malumat yoktur. Ancak, kisedarda toplanan harçlardan (orta akçesi) bunların maaşlarının ödenmiş olması gerekir. Zira, Netâyicü’l-vukû’at’ın müellifi Defterhâne çalışanlarının hepsinin bunlardan bir payı olduğunu belirtmektedir.324 Tanzimat’tan sonrasında ise
deftercilere325 ve odacılara326 maaş tahsis edildiğini görmekteyiz. Yine bu görevlilerin tayin
usulleri hakkında önceki dönemlere ait bir malumat bulunmayıp, Tanzimat sonrasında gerek
Defterhâne camiine hatip327 , gerekse kaleme odacı tayin edildiğini görmekteyiz.
Osmanlı Devleti’nde XVII. yüzyıl başlarında sarralık ve vezzanlık gibi memuriyetler
ihdas edilmiş olup, bunlar mîrî hizmetliler olarak adlandırılmıştır328. Mîrî vergilerin tahsil edilmesi ile ilgili görevleri yerine getiren bu memurlar Divan-ı Hümayun, Hazine-i Hümayun,
askerî bazı daireler ile taşra idarelerinde vezzan229 adı ile görev yaparken Defterhâne’de sarraf adıyla görev yapmışlardır. Defterhâne’de ilk defa Recep 1018 (Ekim1609) tarihinde sarraf
adı ile bir görevli ortaya çıktığını görüyoruz.
Defterhâne’de hazırlanan timar tezkirelerinden alınan mirî vergiler toplanarak defter emini tarafından hazineye teslim edilirken, bu görev artık sarraf adı verilen memur tarafından yerine getirilecektir. Defterhâne kâtipleri içinden seçilen sarraların ulufelerini bırakarak zeamet tasarruf ettikleri görülmektedir.330
Defterhâne’de görev yapan memurlardan bir tanesi de mülazımlardır. Mülazım, stajyer memur manasında kullanılan bir tabirdir. Okuma-yazma ve kalem muamelelerine karşı istekli olup istidadı olanlar başlangıçta şakird olarak kaleme alınmakta, 5-6 yıllık bir terbiye sürecinden sonra işe müdavim şakird olarak tayin edilmekteydiler. XVIII. yüzyıl ortalarında getirilen yeni nizam gereğince, hiçbir şey bilmeden muamelatı öğrenmek üzere kale324 Netayicü’l-Vukuat, C.III/IV, s.102
325 BOA.MF.MKT. dos.no: 67/91
326 BOA.A.MKT.MVL. dos.no: 33/64; BOA.İ.MVL. dos.no: 183/5504
327 BOA.C.EV. dos.no: 251/12665
328 BOA.MADd. no:4867, s.7
329 Söz konusu kalemlerdeki vezzanlık, servezzanlık memuriyetleri için bkz: BOA.İE.ML. dos.no: 20/1894 ve 7/509; BOA.C.BLD. dos.no:
13/631; BOA.C.SM. dos.no: 50/2516
330 Afyoncu, a.g.t., s.121-122
71