Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
Defterhâne kâtiplerinin gelirleri genellikle tasarruf ettikleri timar ve zeametlerin gelirlerinden oluşmaktaydı. Kâtipler içerisinde 15-20 bin akçe timar tasarruf edenler306 olduğu gibi, genellikle 30 bin akçe gelirli zeamete tasarruf etmekteydiler. Ancak, 80-90 bin ve
hatta 100 bin akçelik zeamete tasarruf eden kıdemli kâtiplerde bulunmaktaydı.307 Kâtipler
içerisinde ulufeli olanlar da vardı. Ancak, XVIII. yüzyıl ortalarında ulufe alan kâtip kalmadığı
yukarıda da zikredilmişti. Defterhâne kâtiplerinin gelirlerinin büyük bir kısmını, defter emini ve kisedarlarda olduğu gibi, Defterhâne harçlarından toplanan paralardan paylarına düşen kısım oluşturmakta idi. II. Mahmud Devri’nde memurlara maaş bağlanmasından sonra
Defterhâne kâtipleri ile kisedarına da maliyeden 1500, hazineden 500’er kuruş olmak üzere
toplam 2000 kuruş maaş bağlandığı308, ancak bir süre daha timar ve zeametlerini tasarruf ettikleri ve Defterhâne harçlarından pay almaya devam ettikleri görülmektedir.309
Defterhâne’de bulunan defterlerden, padişah ve şehzade haslarına ait kayıtlardan suret çıkardıklarında kâtiplere “in’am” verildiği de görülmektedir. Ayrıca Defterhâne
kâtiplerinin de devletten ekmek, arpa gibi tayînât aldıkları da görülmektedir.310
4. ŞAKİRDLER
Osmanlı Devleti’nde resmî daireler yani kalemler, Tanzimat Dönemi’ne ve hatta 1908
tarihinde II. Meşrutiyetin ilanına kadar aynı zamanda memur yetiştiren birer mektep olarak
hizmet yürütmekteydiler. Bir sanat öğrenmek maksadıyla bir ustanın yanına devam eden çıraklara ve mektep talebelerine verilen311 bu ismin, kalemlerdeki bir nevi stajyer olan görevlilere verilmesi, onların da kalemlerde usta –çırak ilişkisi ile yazı ve kalem ilminde eğitim görmelerinden ileri gelmektedir. Henüz 7-8 yaşlarında olan ve okuyup hat ve imla öğrenmeye
istekli ve yetenekli olan çocuklar tespit edilip, çoğunlukla defter emininin arz sunması312 üzerine tezkiresi yazılıp kaleme şakird olarak alınmaktadırlar. Şakird olarak kabul edilen çocuk, kisedar tarafından deftere kaydedildikten sonra yanında eğitim görmesi için bir kâtibin
nezaretine verilir. Bundan sonra şakird, herhangi bir gelire sahip olmaksızın, sabahtan itibaren mesai bitimine kadar hocasının hizmetinde getir-götür işlerine bakıp, defterlerdeki yazı türleri ve rakamlar ile diğer muameleler hakkında yetiştirilirdi. Şayet şakird gereğince ihtimam ve sadakatle çalışır ve kabiliyeti de görülür ise 5-6 sene hizmetten sonra “şakird müdavimdir” diye kayda geçirilir. Artık kalemin daimi memurları arasına giren ve fakat hala şakird
olan memura ya maaş bağlanır ya da tasarruf etmek üzere kendisine timar tahsis edilirdi.313
Bundan sonrasında ise liyakat ve sadakati nispetinde terfi edip kâtipliğe hatta defter eminliğine ve daha da üst mevkilere kadar da yükselebilirdi.314Klasik dönemde Defterhâne şakirdliğine titizlikle yapılan elemelerden geçerek, kabiliyetli olduğu kadar güvenilir olanlar seçi306 BOA.AE.II.AHMED. dos.no:20/2152
307 Afyoncu, a.g.t.,s.110
308 BOA.C.ML. dos.no:318/13087
309 TKGM.İLMd. C.III, vrk. 41-42
310 İn’am: Padişah tarafından kişilere hizmetleri karşılığında verilen bahşiş, hediye anlamında kullanılan bir terimdir. Ancak, genellikle yeniçeri
aylıklarına yapılan zam manasında kullanılır: Pakalın, a.g.e., C.II, s.67; Afyoncu, a.g.t., s.112-113
311 Pakalın, a.g.e., C.III, s.305-306
312 Defter emini arzları için bkz: TKGM.KK. no:33, Defterhâne Şakirdanının Ruus Defteri, s.33-45
313 TSMA. no: D.3208/2
314 Tarih-i Peçevi, s.29
69