Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
hâlinde belirlenmiştir. 297 Bu lakap kimi zaman “Kıdvetü’l-erbâbi’t-tahrîr” 298 ve kimi zamanda “Kıdvetü’l-erbâbi’l-kalem” 299 şeklinde kullanılmıştır. Fatih’in Teşkilat Kanunnâmesinden itibaren teşrifattaki konumları ve unvanları belirlenmiş olarak kâtiplerin varlığını bilmekteyiz, ancak XVI. yüzyıla kadar Defterhâne’de kaç kâtip çalıştığını kesin olarak belirlemek mümkün olamamıştır. XVI. yüzyıldan itibaren ise yalnızca seferlere iştirak eden ulufeli ve timarlı
kâtipler hakkında bilgi sahibi olabilmekteyiz. Seferlere katılmayıp merkezde kalarak buradaki işlemleri devam ettiren kâtiplerle birlikte Defterhâne kâtiplerinin toplam sayısını ise yaklaşık olarak tahmin edebilmekteyiz.
“Defterhâne’nin Tarihsel Gelişimi” kısımda da belirtildiği üzere, XVI. yüzyılın ilk yarısında 6-7’si ulufeli300 olmak üzere Defterhâne’de yaklaşık 15 kâtip görev yapmakta idi.
XVII. yüzyılda ise kâtiplerin sayısında artış olduğu göze çarpmaktadır. Nitekim, Revan Seferine ait H.1025 (M.1616) tarihli yoklama defterinde 19 nefer kâtibin görev yaptığını görmekteyiz.301 Ulufeli olanlarla birlikte 26 kâtibin seferde bulunduğu, merkezde kalanlarla birlikte
yaklaşık 35-40 kâtip bulunduğu anlaşılmaktadır. 1621 senesi Lehistan Seferinde ise 6’sı ulufeli olmak üzere 48 kâtibin seferde bulunduğu, merkezde kalanlarla birlikte bu sayının yaklaşık 60-65 kâtibe ulaştığı görülmektedir.302 Bundan sonraki dönemde ulufeli kâtip sayısı giderek azalmıştır.303 Nitekim, 1107 (1695-96) Tımışvar Seferi’nde ulufeli 9 kâtip görünürken
1114 tarihinde yapılan ulufe dağıtımında ulufeli kâtip sayısı 3’e indirilmiş görünmektedir.304
XVI.yüzyıldan itibaren kalemlerde ihtiyaçtan fazla memur istihdam edilmemesi, belirlenmiş
sayıları geçmemesi gerektiği yönünde bir takım düzenlemelere gidildiyse de etkili olmadığı
305 , kâtiplerin sayısında kimi dönemlerde azalmalar olduysa da XVIII. yüzyıl sonlarında tüm
Defterhâne çalışanlarının sayısının 100’e ulaştığını görmekteyiz.
Defterhâne kâtipleri büyük oranda şakirdler arasından yetişerek kâtipliğe yükselmekte idiler. Ancak bunların dışında diğer kalemlerin kâtiplerinden Defterhâne’ye geçenlere de rastlamaktayız. Defterhâne kâtiplerinin büyük çoğunluğunun kendi içinde yetişen kişilerden seçilmesinin nedeni, defterlerle ilgili muamelata hâkim olmaları, kanunlarla iç içe yetişmeleri ve buradaki defterlerin ve bu defterler üzerindeki işlemlerin devletin malî, siyasî,
beşerî ve saire konularda taşıdığı hassasiyetten ileri gelmektedir. Defterhâne kâtiplerinin atamaları genellikle defter emini arzı ile gerçekleşmekte ise de devletin diğer ileri gelenlerinin
arzları ile atananlar ve dilekçe sunarak kendi isteği ile geçenlere de rastlanmaktadır. Ancak,
tayinlerinde ve azillerinde büyük oranda defter emini arzları etkili olmaktadır. Defterhâne
kâtipleri içinden yükselerek defter eminliği makamına gelenler olduğu gibi, daha üst düzey
memuriyetlere çıkanlara da rastlanmaktadır.
297 “Fatih’in Teşkilat Kanunnâmesi”, s.44,50
298 BOA. Mühimme Defterleri, C .XII, K.I, s.226, hüküm 342
299 BOA. Mühimme Defterleri, C.III, s.447, hüküm 1001
300 Telhisü’l-Beyan, s.93
301 BOA.TTd. 727, s.88; Emecen, “Sefere götürülen…”, s.248
302 Emecen, “Sefere götürülen…”, s.248; Afyoncu, a.g.t., s.99
303 Koçibey Risalesi, s.51
304 Anonim Osmanlı Tarihi(1099-1116/1688-1704), s.123,185
305 Defterhâne kâtiplerinin ulufeli veya timar ve zeametli olanlarının yıllara göre ayrıntılı sayıları için bkz: Afyoncu, a.g.t.,s.100
68