DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Seite 81

Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî sedar efendi ve mümeyyizleri eliyle yönettikleri görülmektedir. Yani, bizzat defter emininin bulunmasını gerektiren bir durum ortaya çıkmadıkça Defterhâne’deki işler kesedar tarafından idare edilip, defter emini efendinin kalemde bulunması gerekmezdi. Bu göreve atanan genellikle hânesinde bulunur, kesedar efendi “sah olunacak”* gerekli yazıları mühürleyip bir kese içinde defter eminine götürüp gereğini yerine getirirdi.242 Defter eminlerinin bu görevi kesedar efendi eliyle yürütmesinin nedeni, defter eminlerine genellikle vazifelerinin yanı sıra, ihtiyaca göre başka görevlerin de verilmesi olabilir. Nitekim, defter eminlerinin gerek merkezde gerekse görevli olarak bulunduklarında seferlerde ek görevler üstlendikleri görülmektedir.243 Örneğin, defter emini Hacı İbrahim Efendi’nin düzenlenen bir seferde ordu-yı hümayun nişancılık vazifesi ile görevlendirilmesi üzerine, defter emaneti vazifesi ile kendisi tarafından yürütülen tersane defterdarlığı görevlerinin açıkta kaldığını, bu görevlere uygun kimselerden görevlendirme yapıldığını244 ; yine, Elak Seferi esnasında Vezir Mahmud Paşa’nın yerine orduya nezaret etme ve ordu defterdarlığı vazifelerinin defter emini Ali Raif Efendi’ye ihale ve tefviz edildiğini245 , yine, hastalığı nedeniyle görevini yürütemeyen defterdar efendinin vazifesinin Defter Emini Yusuf Efendi’ye vekaleten verildiğini246 , Defter Emini Rıza Efendi’ye ilave memuriyet olarak Çiftlikat Komisyonu Memuriyetinin tevcih edildiğini 247 görmekteyiz. Defter eminliği görevi, genellikle kalemiye sınıfı memuriyetlerinden yetişenlere verilmekte olup, bu görevi üstlenecek olanlarda aranan başlıca özellikler dürüst, güvenilir ve sadık olmaları, defter usulleri ile kanunlara vakıf ve tecrübe sahibi olmalarıydı. Şubat 1640’da Defter Eminliğine getirilen Ebubekir Sıdkı Efendi’nin tayini ile ilgili buyrulduda hangi şartlara önem verildiğini açık bir şekilde görmekteyiz: “…ehl-i kalem ve müstakim ve dindar olmağla emanet-i mezbure müşarünileyhe verilmek buyruldu.”248 Defter Eminliğine atamalarda bu vasılara dikkat edilmekle birlikte enteresan bir tevcihata da rastlamaktayız. Piyade Mukabelecisi Hamamcızade Abdi Efendi, Kanije Kalesinin fethedildiği müjdesi ile padişahın huzuruna gelince, müjdesine karşılık olmak üzere Defter Emaneti vazifesi kendisine tevcih edilmişti.249 Defterhâne’nin amiri olan defter eminlerinin birçok gelir kaynakları olduğu görülmektedir. En önemli gelir kaynaklarını, hizmetleri karşılığı kendilerine zeamet olarak verilen yerlerin gelirleri oluşturmaktadır. Defter eminlerinin XVI. yüzyılda 40-50 bin akçe, XVII. yüzyılda ise 100-150 bin akçe zeamet gelirine tasarruf ettikleri belirtilmektedir.250 Defter eminlerinden bazılarının görevleri karşılığı tasarruf ettikleri zeametin yanı sıra, yine timar siste* Sah: Beratların, fermanların, bazı resmi yazıların ve kayıtların doğruluğunu sağlamak için tasdik işareti yerinde kullanılan bir terim ve işarettir. Bu işaretin konmasına genel olarak “sah çekme” denir. 242 Netayicü’l-Vukuat, C.III/IV, s.101 243 BOA.HAT. dos.no: 481/23603; HAT. dos.no: 1005/42164 244 BOA.HAT. dos.no: 107/4251 245 BOA.HAT. dos.no: 214/11741 246 BOA.HAT.dos.no:666/32439 247 BOA.A.MKT.NZD. dos.no:70/46 248 Afyoncu, a.g.t., s.74-75 249 Hasan Bey-zâde Ahmed Paşa, Hasan Bey-zâde Tarihi (926-1003/1520-1595), Haz.Şevki Nezihi Aykut, Ankara 2004,C.III, s.637; Naima Mustafa Efendi, Tarih-i Naima, Haz.Mehmet İpşirli, Ankara 2007, C.I, s.172; Topçular Katibi Tarihi, C.I, s.295 250 Afyoncu, a.g.t., s.92 61