Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
Osmanlı Devleti’nde başlangıçta birçok vazife defterdar ve nişancının uhdesinde iken devlet işlerinin çoğalması ile birlikte, tarihi süreç içerisinde, devrin ihtiyaçlarına göre birçok yeni memuriyetin ihdas edildiği bilinmekle birlikte, timar sisteminin ve tahrir usulünün
kendisinden önceki devletlerde de yaygın olarak uygulandığı ve bu devletlerden tevarüs ettirilerek daha ilk yıllardan itibaren Osmanlı’da da uygulanmış olduğu dikkate alınırsa, defter
eminliği hizmetine daha kuruluşun ilk yıllarından itibaren ihtiyaç duyulacağı aşikârdır. Zaten
bazı vazifeler için emanet ve bu emaneti yürüten kişiye de mutemet manasında emin adının verilmesi uygulamasına da kuruluş yıllarında tesadüf etmekteyiz.232 Dolayısıyla, Abdurrahman Vefik’in iddia ettiği gibi defter eminliğinin Orhan Gazi Devri’nden itibaren var olduğu düşünülebilir.
İlk yıllarda müstakil bir daire şeklinde olmayıp muhtemelen defter emini ile maiyetindeki birkaç kâtipten oluşan ve tahrirlerle ilgili işlerle uğraşan bu kâtipler topluluğu
Nişancı’nın maiyetinde görev yapmış olmalıdır. Zaten defter emini adındaki memuriyet XIX.
yüzyılın başlarına kadar nişancının maiyetinde olarak görev yapmaya devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nde timar sisteminin yaygınlaşıp, tahrirlerin giderek önem kazanması ile klasik şekliyle uygulanmaya başlandığı Fetret Devri akabinde devlet bürokrasisinin yeniden yapılandırıldığı Çelebi Mehmed Devri’nde defter eminliğinin daha da önem kazandığı anlaşılmaktadır. Devletin büyümesi ve timar sisteminin yaygınlaşmasına paralel olarak defter eminliğinin d e önem kazanmış olması muhtemeldir. Bu sürecin bir sonucu olarak, Fatih’in Teşkilat Kanunnâmesi’nde defter emini merkez bürokrasisinin en önemli memuriyetlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Defter emini adına ilk defa Fatih’in Teşkilat Kanunnâmesi’nde rastlanmakta olup, bu
Kanunnâme’ye göre, “defter emini payede defterdara karibdir. şehreminine ve reisülküttaba tasaddur ede” ve “meratibde defter emini, anun altına şehremini, anun altına reisülküttap otururlar” denilmektedir. Yine aynı Kanunnâme’de “233…. defterdarlığa üç payeden çıkarlar: evvela
defter emini ve şehremini defterdar olmak kanunumdur. ve üçyüz akça kadı defterdar olmak
kanunumdur…. Ve reisülküttap dahi riayet olunursa defterdar olmak kanunumdur.” denilmektedir. Kanunnâmeden de anlaşılacağı üzere defter emini bu dönemde üst düzey merkez
memuriyetlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Defter emininin mertebede, merkez
bürokrasisinin en önemli memuriyetlerinden defterdarlığa yakın görülmesi ve bu makama
çıkılan memuriyetler içinde başta yer alması, defter eminliğinin Fatih’den önce de önemli bir
hizmet olarak var olduğunu, XV.yüzyıldan itibaren ise teşkilatı ile birlikte bir düzene sokularak mertebede önemli bir yere getirildiğini göstermektedir.
232 Hadîdî, Tevarih, s.88: Sultan Murad Devri’nde Gelibolu’nun fethedilmesi üzerine liyakatli bir kişinin “emin” olarak defterleri yazmak üzere
bırakıldığı görülmektedir.
233 “Fatih’in Teşkilat Kanunnâmesi”, s.36-37, 41
58