Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
Defterhâne-i Hâkanî teşkilatının XVII. yüzyıldan itibaren önemi giderek azalmakla birlikte, burada muhafaza edilen defterlerin “Kûyûd-ı Hâkânî tezvirden salim olmakla
ma‘mulün-bihtir”169 muktezasına istinaden devletin en önemli başvuru kaynaklarından sayılması teşkilatın varlığını ve önemini Tanzimat’a kadar korumasını sağlamıştır. Defter Emaneti görevi ise, Osmanlı Devleti’ndeki meslek yollarından kalemiye sınıfını, yani haceganlığı
seçenlerin varacağı en yüksek dereceler olan “menâsıb-ı sitte” yani altı büyük görevden birisi olarak Tanzim at’a kadar önemini korumuştur.170 Tanzimat Fermanı’ndan sonra rütbe ve
görevlerin yeniden düzenlenip menasıb-ı sitte unvanının kaldırılmasından sonra da Cumhuriyet Dönemi’ne kadar, önceleri Defter Emini sonraları Defter-i Hâkanî Nâzırı adı ile önemli
devlet memuriyetlerinden birisi olarak mevcudiyetini sürdürmüştür.
Defter-i Hâkanî Eminliği’nin H.1254 (M.1838) tarihinden itibaren, Cumhuriyet
Dönemi’nde Tapu Umûm Müdürlüğü’ne dönüştürülmesine kadar uzanan süreçteki tarihsel
gelişimi ile teşkilat yapısında meydana gelen köklü değişiklikler “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e
Defterhâne-i Hâkanî Teşkilatı” başlıklı bölümde ele alınmıştır.
B. DEFTERHÂNE’NİN TEŞKİLAT YAPISI
Kuruluşundan Tanzimat’a kadar olan dönemde Defterhâne’nin teşkilat yapısı ile ilgili belge ve bilgilerin yetersizliği, maliye Defterhânesi ile olan isim benzerliği, Defterhâne’de
yürütülen işlemler ile diğer kalemlerde yapılan benzeri işlemlerin birbiriyle irtibat hâlinde
yürütülmesi gibi sebepler, Defterhâne dairesinin teşkilat yapısı ile ilgili farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bazı araştırmalarda defterhâne beylikçi, tahvil, ruus, amedi kalemleri gibi Bâb-ı Âsafî
kalemlerinden birisi olarak gösterilmiş171 olup, başka bazı araştırmalarda ise, Defterhâne’nin
amiri olan Defter Emini’nin Defterdara bağlı olduğu172 , yani dairenin Bab-ı Defteri kalemleri arasında olduğu öne sürülmüştür. Oysaki Defterhâne, Divan-ı Hümayun Kalemleri ve
Hazine-i Amire Kalemleri yanında devletin üç ana dairesinden birisi173 olup, diğer iki daireden birisine bağlı olmamıştır. Burada ifade edilen üç ana daire düzenlemesinde, defter emini
ve Defterhâne’nin, defterdarlıktan bağımsız müstakil bir daire olarak bulunduğu anlaşılacaktır. Zaten Defter Emini’nin Nişancı’nın maiyetinde bulunduğu174 , defterdarlık ve bab-ı defteri kalemleri ile alakası bulunmadığı da bilinmektedir. Bununla birlikte, Topkapı Sarayı Müze
Arşivi’nde bulunan H.1182-83 (M.1768/1770) tarihlerine ait bir belgede Defterhâne-i Hakanî
Kalemi, “Babıâlî’de mevcud olan aklamının keyfiyeti” başlığı altında Amedi, Ruus, Tahvil ka169 “Defterhâne defterleri her türlü yalan ve şüpheli bilgiden uzak olup, yürürlükte olan kanunları ihtiva eden defterlerdir.” Abdurrahman Veik,
Tekalif Kavaidi, Ter. F.Hakan Özkan, Ankara 1999, s.160
* Menasıb-ı Sitte: Başdefterdar,Nişancı, Defter Emini, Reisülküttap, Şıkk-ı Sani ve Şıkk-ı Salis Defterdarları’ndan oluşmak üzere, Osmanlı
Devleti’nde Kalemiye yani hacegan sınıfındakilerin yükselebileceği en yüksek memuriyetler olan altı görev için kullanılan bir unvandır.
170 Mustafa Nuri Paşa, Netayicü’l-Vukuat, Haz. Neşet Çağatay, Ankara 1992, C.I/II, s.292, C.III/IV, s.101
171 Defterhâne’nin Bâb-ı Âsafî Kalemlerinden birisi olduğu hakkında bilgi için: Mesude Çorbacı, “Osmanlı Devlet Teşkilatı’nda Mevcut Kalemler ve Görevleri”, Tarih Boyunca Paleografya ve Diplomatik Semineri, İstanbul 1988, s.71
172 Defterhâne’nin Başdefterdara bağlı olduğuna ilişkin yorumlar için: Mehmet Ali Ünal, Osmanlı Müesseseleri Tarihi, Isparta 1997, s.92-93;
Halil İnalcık, “Reisülküttap”, İA, C.IX, s.673
173 Mustafa Nuri Paşa, a.g.e., C.I/II, s.105
174 Mustafa Nuri Paşa, a.g.e., C.I/II, s.63
44