Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
Defterhâne teşkilatının yapısındaki en önemli gelişme XVI. yüzyılın ilk yarısında
meydana gelmiştir. Kanunî Sultan Süleyman Dönemi’nde, Rumeli Beylerbeyi Behram Paşa’ya
hitaben gönderilen H.937 Recep (M.1531 Mart) tarihli Ferman başta olmak üzere, H.943 Rebiülevvel (M.1536 Eylül) tarihinde dönemin Rumeli Beylerbeyi Lütfi Paşa’ya gönderilen ve
bunları takiben ilan edilen bir dizi ferman ile timar sisteminde düzenlemelere gidilmiştir.
“Kanunnâme-i Padişâhî” * adı ile yayınlanan bu fermanlar timar konusunda meydana getirilen yeni esasları ayrıntılarıyla ortaya koymuştur. Timar sistemiyle ilgili uygulamadaki yanlışlıkları kaldırmış veya düzeltmiş, değişiklik yapılmayan hususlara ise açıklık getirmiştir.157
Yeni düzenlemelerde, timar ve zeamet tasarruf eden reayanın milliyet ayrımı yapılmaksızın tümünün teb’a sayıldığı ve bunların bazılarının ecnebidir denilerek taarruza maruz
kalmalarının ve timarlarının ellerinden alınmalarının, incitilmelerinin uygun olmadığı, reaya
arasında ecnebi diye bir ayrım olamayacağının altı çizilmektedir.158 Tenbih ve te’kid içeren ifadeleri ile Mart 1531 tarihli bu ferman, din ve milliyet ayrımı yapılmaksızın herkesin teb’a sayıldığını ve hak sahibi olanların timar veya zeamet tasarruf edebileceğini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.
1531 tarihli Ferman ile timar sisteminde yapılan en önemli değişikliklerden birisi timar beratlarının düzenlenmesinde beylerbeyilerin yetkilerinde yapılan düzenleme idi. Buna
göre, subaşı oğluna veya sipahizadeye yahut da padişahın emriyle bir kimseye tezkiresiz timar verilmesi icap ettiğinde öncelikle, hâsılatı az ya da çok olsun beratların beylerbeyi beratı o