Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
maktadır. Söz konusu Kanunnâme’nin baş tarafında bulunan “atam ve dedem kanunudur. Benim dahi kanunumdur…” ifadesi, bu Kanunnâme’de yer alan hükümlerin, aslında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren uygulanmakta olan kanun metinlerinin bir araya getirilmesi ile oluştuğunu ortaya koymaktadır. Her ne kadar gerek Fatih tarafından gerekse sonraki dönemlerde bu Kanunlara çeşitli ilaveler yapılmışsa da bunun cüzi miktarda olduğu bilinmektedir. Buradan hareketle denilebilir ki, Defterhâne teşkilatı Fatih’ten önceki dönemlerde
de Osmanlı müesseseleri içerisinde yer almaktadır. Zaten Abdurrahman Vefik Bey de eserinde150 kaynak göstermeksizin, defter eminliğinin Osmanlı’da ilk memuriyetlerden olduğunu ve Orhan Bey Devri’nde ihdas edildiğini ifade etmektedir. Hadidi’nin Tarihi’nde151 Sultan
I. Murad Devri’nde Gelibolu’nun fethedilmesinin akabinde liyakatli bir kişinin defterleri yazmak üzere “emin” olarak bırakıldığını görmekteyiz. Bu kişinin defter emini olduğunu kesin olarak ifade edemesek de emin unvanının kuruluş yıllarındaki memuriyetlerde kullanıldığını söyleyebiliriz. Emin, “hıyanetten vareste ve şayan-ı itimat olan, güvenilir adam” manasında
Osmanlı Devleti’nde çeşitli devlet hizmetlerini yürüten memurlara verilen bir unvandır.152
Defterhâne’nin araziye müteallik işlerle meşgul olup, devletin malî ve askerî gücünü ihtiva eden bilgileri içeren defterlerin muhafaza edildiği daire olduğu düşünülürse, bu teşkilatın çok
daha önceki tarihlere götürülmesi gereklidir. Osmanlı Devleti’nin bu kadar önemli bir işi sıradan bir kâtip eliyle yürüttüğünü kabul etmek ise olanaksızdır. Kuruluş yıllarının Divan-ı Hümayun’unda idarî bir bölünme bulunmadığı tahmin edilmekle birlikte, nişancılık adı verilen
memuriyetin Orhan Gazi Devri’nden itibaren bulunduğu ve bu görevlinin Divan-ı Hümayun
kâtiplerinin başı olduğu bilinmektedir. Bu dönemde muhtemelen defter emini de yardımcısı birkaç kâtiple birlikte nişancının maiyetinde yine aynı adla bu görevi yapmakta olabilir.
Osmanlı Devleti’nin devlet teşkilatının büyük oranda kendisinden önceki İslâm
ve Türk devletlerinden etkilenerek oluştuğu, Divan teşkilatı gibi malî, askerî ve idarî amaçlar için farklı adlarla defter tutma usulünün ve bu işlerle ilgilenen bir görevlinin Hz.Ömer
Devri’nden itibaren hemen tüm İslâm devletlerinde ve sonraki Türk devletlerinde bulunduğu bilinmektedir.153 Fuat KÖPRÜLÜ de Osmanlı müesseselerinin kökenlerini tetkik ettiği eserinde bu müesseselerin başta Anadolu Selçukluları ve İlhanlılar olmak üzere İslâm ve Türk
Devletlerinin tesirlerinde kalarak, farklı adlarla ve daha ayrıntılı teşkilatlandırılarak ortaya çıktıklarını ortaya koymaktadır.154 Osmanlı Devlet teşkilatı ile toprak düzeninin kökenlerini irdelediğimiz Giriş bölümünde de ifade ettiğimiz üzere, başta İlhanlılar olmak üzere İslâm-Türk
Devletleri’nde Defterhâne teşkilatına benzer kurumların bulunduğu ve Defterhâne’de muhafaza edilen tahrir defterleri gibi ilhanlılarda da “kanun” adı verilen defterler tuttukları bilinmektedir.
150 Abdurrahman Veik, Tekalif Kavaidi, Terc. F.Hakan Özkan, Ankara 1999, s.169
151 Hadidi, Tevarih-i Al-i Osman (1299-1523), Haz. Necdet Öztürk, İstanbul 1991, s.88
152 Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1993, C.1, s.525
153 Nejat Göyünç, “Defter”, DİA, C.IX, s. 89-90; Abdülaziz Ed-Duri, “Hulefa-i Raşidin, Emeviler, Abbasiler ve Fatımiler’de Divan”, DİA, C.IX,
s. 378-381; Kazım Yaşar Kopraman, “Memlükler’de Divan”, DİA, C.IX, s. 383; Aydın Taneri, “Büyük Selçuklular’da, Anadolu Selçukluları’nda,
İlhanlılar’da Divan”, DİA, C.IX, s. 383-385; A.S.Bazmee Ans ,K