Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî
rada da madde madde tetkik ve müzakere edildikten sonra şer’-i şerife uygunluk bakımından tetkik ve istişare edilmek üzere şeyhülislamlığa gönderilmiş, yapılan inceleme sonunda
bazı ilaveler yapılıp bir müzekkere ile Tanzimat Meclisi’ne iade edilmiştir. Şeyhülislamlıktan
gönderilen zam ve ilaveler yapılarak son şekli verilen kanunname taslağının “düstûru’l-amel
tutulmak üzere” Divan-ı Hümayun kalemine kaydedilmesi, şimdiye kadar cari olan kanunların bundan böyle fesh olunması ve yeni kanundan 7500 adet tab’edilerek, gerek merkezde
ilgili yerlere ve gerekse taşrada eyalet, liva ve kaza meclisleri ile mahkemelere ve müftülere
birer nüsha gönderilmesini karara bağlamıştır.607 5 Şevval 1274 tarihinde hazırlanan Tanzimat Meclisi Mazbatası Sadarete havale edilmiştir. Sadaret’te incelemesi tamamlanan taslak
22 Şevval 1274 tarihinde Arz Tezkeresi ile Sultan’ın tasdikine sunulmuş ve 23 Şevval 1274 (6
Haziran 1858) tarihinde ilan edilen İrade-i Seniyye ile yürürlüğe girmiştir.608
Arazi Kanunnamesi’nin muhtevasına girmeden önce, kanunnameyi şekil ve içerik
olmak üzere iki açıdan tetkik etmek yerinde olur. Kanunname Tanzimat döneminde hazırlanan ilk millî kanunlardan birisidir. Arazi hukuku sahasında bir takım yenilikleri de beraberinde getiren kanunname şekli, dili ve hazırlanma tekniği açısından en dikkate değer olanıdır.609 Hatta, Tanzimat döneminde modern anlamda standart bir hukukî uygulama getiren
en önemli adım610 olarak da görülmektedir. Arazi Kanunnâmesi şeklî açıdan önemli bir yenilik olmakla birlikte,611 muhteva açısından büyük bir yenilik getirmemiş, mevcut kanun ve
fetvalardan yararlanılarak tertip edilmiştir. Gerçekten de Arazi Kanunu, İslam Hukuku’nda zaten var olan arazi çeşitlerinin sayısı ve hukukî mahiyeti ile ilgili olarak bir değişiklik getirmemiş olup612, yapılan çalışma, Osmanlı’nın arazi hukukuna ilişkin kadim kanunlarının derlenmesi ve hükmü kalmamış kuralların değiştirilerek arazinin yeni termi