DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | 页面 147

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî B. TANZİMAT’IN İLANINDAN 1274 (1858) ARAZİ KANUNNAMESİ’NE KADAR OSMANLI TOPRAK HUKUKU VE DEFTERHÂNE-İ HAKANÎ Osmanlı Devleti’nde en genel ifadesiyle XVII.yüzyıldan itibaren siyasî, adlî, idarî, malî ve askerî müesseselerdeki bozulmaları düzeltmeyi ve devleti eski gücüne kavuşturmayı hedef alan ıslahat girişimlerinin bir devamı ve daha kapsamlısı olan Tanzimat Fermanı’nın karakteristiğini hukukî cephesi, yani kanunlaştırma hareketleri oluşturur. Esasen fikrî temelleri ve başlangıcı II. Mahmud Devri’nin son zamanlarına dayanan 547 , fakat 3 Kasım 1839’da Abdülmecid zamanında Ferman’ın ilan edilmesi ile hayata geçirilen Tanzimat Hareketi, Fransız İhtilali misali, halktan gelen bir zorlamanın sonucunda ortaya çıkan büyük bir ihtilal olmamakla birlikte 548, menşei İslamî esas ve ananeler ile eski Türk geleneklerine dayanan, devlet ve cemiyet hayatının mutlak otoritesi olan hükümdarlık müessesesini bile etkisine alarak549, padişahın yetkilerini nispî de olsa kısıtlayıp 550, sadrazamlık da dâhil olmak üzere her türlü müesseseyi belirli kanunlarla nizama sokmayı hedeleyen önemli bir ıslahat girişimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, padişahın mutlak vekili olan ve tüm yetkileri üzerinde toplayan sadrazamlık müessesesi, yetki ve sorumlulukların nazırlar arasında paylaştırılması ile yalnızca nazırlar arasında koordinasyon görevini yürüten ve Avrupa’daki kabine sisteminde yer alan başbakanın pozisyonuna benzer ve hatta daha da önemsiz bir konuma getirilmiştir.551 Kişilerin hak ve eşitliğinin prensip olarak kabul edilmesi 552 ve her şeyden önemlisi bunları kanunlarla belirlemeyi hedelemesi Tanzimat Fermanı’nın en mühim tarafı olarak kabul edilmiş, bu bakış açısıyla Cumhuriyet’e uzanan ve sonrasında da devam eden reform hareketlerinin en önemlisi ve başlangıcı olarak görülmüştür. Hatta fermanın geleneksel ilke ve düşüncelerin altüst edildiği önemli bir inkılâp olduğu da ifade edilmiştir. 553 Tanzimat Fermanı’nın bazı kısımlarını sadeleştirilmiş olarak burada belirtmekte fayda vardır: “Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren Kur’an ahkâmı ve şer’i kanunlara bağlılığı sayesinde güçlüydü ve halk refah içerisindeydi. Halbuki son 150 yıldır birbirini takip eden musibetler ile şeriat ve kanunlara uyulmaması devleti eski güç ve zenginliğinden uzaklaştırmıştır… Amacımız memleketi kalkındırıp, eski gücüne ulaştırmak ve halkı refaha kavu