Balkan Seyahatnâmesi Jun. 2014 | Seite 5

ramımızın sonlarına doğru güneş açtı, 26 ̊C dereceyi bile gördük. On günde dört mevsimi yaşadık diyebiliriz. Bosna ve Sırbistan’daki büyük selden de son anda kurtulacaktık. Belgrad Şehir Merkezi, Knez Mihail Heykeli Belgrad şehir merkezi orijinal ama köhne görünümlü binalardan oluşuyor. Şehre bir yorgunluk çökmüş sanki. Balkanların her yerinde mevcut olan duvarları karalama hastalığı burada çok daha fazla. Özellikle ara sokaklarda Kiril harfli birkaç çirkin yazı hemen her duvarın müdavimi olmuş. Yürüyüş yolunda ilerlerken bir ara arkama bakıyorum, Sivaslı arkadaşımız Şahin Kaba’nın yanına yaşlıca bir adam yaklaşmış birşeyler konuşuyorlar. Şahin sonradan anlatıyor; adam bizimkilerin Türkçe konuştuğunu duyunca yaklaşmış, Rumeli şivesiyle “Ben de Türküm, Osmanlı torunuyum” demiş. “Buralarda İslamiyet tek bir cami ile yaşadı” mealinden birşeyler söyleyip gitmiş. Bölgenin yakın tarihi, bu ihtiyarı hiç de yanlışlamıyor doğrusu. Şehir merkezindeki turumuz bittiğinde Belgrad Kalesi’ne (Kalemeydan) çıktık. Fâtih’in 1456’da Macar Krallığı’nın elinde bulunan bu kaleyi kuşattığını ancak alamadığını, hatta 4 Yüz Sırp Dinarı Üzerinde Nicola Tesla Alışveriş merkezi niteliğindeki Knez Mihail Caddesi’ne giriyoruz. Sırpların parası Sırp Dinarı denilen çok sıfırlı bir birimle ifade ediliyor. En mühim karakterlerinden olan meşhur bilim adamı Nicola Tesla da yüz dinar üzerindeki yerini almış. Yaklaşık 2,5 Türk Lirasına tekabül eden bu parayla turistik bir yerde bir bardak kahve içmeniz bile mümkün değil.