Balkan Seyahatnâmesi Jun. 2014 | Page 17

çeşmeyi gösterip “Sağdakinden içenin kısmeti açılır” diyor. Bu sözden sonra havanın soğuk olması bu buz gibi soğuk suyla temasımı engelleyemiyor. Karadağ ve oradan Arnavutluk yollarını kullanarak yapacağımız Kosova-Prizren yolculuğu bizi bekliyor. En uzun ve zorlu yolculuğumuz bu olacak. Yanımıza yolluk niyetine Boşnak mantısı alıyoruz. Bol kıymalı ve yağlı bir börek olup yoğurtla da servis edilebiliyor. Cebimde kalan Markların bir kısmını da Euro’ya çevirtiyor geri kalanıyla hediyelikçilerin birinden işlemeli, bir süs taşı bulunan küçük bir kaşık alıyorum. (Bir ay sonra Karagümrük’te gezerken aynılarına rastladığımda da pişman olacağım. Buraya, birçok şey gibi hediyelikler de genellikle İstanbul’dan geliyor.) Nihayet Saraybosna’ya “Allahimanet”6 diyerek ayrılıyoruz. 15 MAYIS, 14.00-00.00, KARADAĞARNAVUTLUK-KOSOVA YOLCULUĞU Bosna’nın Karadağ sınırına yaklaştıkça yükseklik artıyor. Etrafımızda beyaz karlar peyda oluyor. On günlük gezimizin en güzel tarihî ve tabii güzelliklerine şahit olduğumuz Bosna’dan ayrılıyor Karadağ’a giriyoruz. Yollar kıvrıldıkça kıvrılıyor, ağaçlar bir Karadeniz yolunu süslercesine aracımıza değin uzanıyor. Sırp yoğunluklu bu küçük ülkede sadece mola için duruyoruz. İstinat direkleri bile olmayan, dev dağlardan dev dağlara bağlanan büyüklüküçüklü köprüleri bin bir korku ile geçiyoruz. Neyse ki deneyimli şoförümüz Daniel çok rahat, çekirdek bile yiyor, “Nema problem, nema problem”, diyerek bizi teskin ediyor. Karadağ’da verdiğimiz bir molada arkadaşım Ozan Çekmez’in objektifine takılan manzara. 15 Mayıs gecesi Kosova’ya girmek üzere Arnavutluk yoluna girdik. Saatlerimiz yerel saat ile 23.00’ı gösteriyor, 14.00’dan beri yoldayız. Yasal olarak ticarî bir araç şoförünün 9 saatten fazla çalıştırılması yasak, ancak daha yolumuz var. Takometre denilen motorun devir saatini gösteren cihaz polis tarafından kontrol edilirse bir problemle karşılaşabiliriz. Rehberimiz Özcan ara sıra şoförümüzü yokluyor, uykusunu kaçırmak için lafa tutuyor. Minibüsün arka tarafında sohbetin koyulaştığı bir sırada aracımız yavaşlıyor, etrafımıza bakıyoruz, yeşil fosforlu kıyafetleri, iri memur şapkalarıyla Arnavut polisleri aracımızı durduruyor. “Eyvah” diyoruz. 6 Allahimanet: Türkçe’deki “Allaha Emanet” sözünün Boşnakça’ya aktarılmış halidir. 16