çeşmeyi gösterip “Sağdakinden içenin kısmeti açılır” diyor. Bu sözden sonra havanın soğuk
olması bu buz gibi soğuk suyla temasımı engelleyemiyor.
Karadağ ve oradan Arnavutluk yollarını kullanarak yapacağımız Kosova-Prizren yolculuğu
bizi bekliyor. En uzun ve zorlu yolculuğumuz bu olacak. Yanımıza yolluk niyetine Boşnak
mantısı alıyoruz. Bol kıymalı ve yağlı bir börek olup yoğurtla da servis edilebiliyor. Cebimde
kalan Markların bir kısmını da Euro’ya çevirtiyor geri kalanıyla hediyelikçilerin birinden işlemeli, bir süs taşı bulunan küçük bir kaşık alıyorum. (Bir ay sonra Karagümrük’te gezerken
aynılarına rastladığımda da pişman olacağım. Buraya, birçok şey gibi hediyelikler de genellikle İstanbul’dan geliyor.) Nihayet Saraybosna’ya “Allahimanet”6 diyerek ayrılıyoruz.
15 MAYIS, 14.00-00.00, KARADAĞARNAVUTLUK-KOSOVA YOLCULUĞU
Bosna’nın Karadağ sınırına yaklaştıkça yükseklik artıyor. Etrafımızda beyaz karlar peyda
oluyor. On günlük gezimizin en güzel tarihî ve tabii güzelliklerine şahit olduğumuz Bosna’dan ayrılıyor Karadağ’a giriyoruz. Yollar kıvrıldıkça kıvrılıyor, ağaçlar bir Karadeniz yolunu süslercesine aracımıza değin uzanıyor. Sırp yoğunluklu bu küçük ülkede sadece mola
için duruyoruz. İstinat direkleri bile olmayan, dev dağlardan dev dağlara bağlanan büyüklüküçüklü köprüleri bin bir korku ile geçiyoruz. Neyse ki deneyimli şoförümüz Daniel çok rahat,
çekirdek bile yiyor, “Nema problem, nema problem”, diyerek bizi teskin ediyor.
Karadağ’da verdiğimiz bir molada arkadaşım
Ozan Çekmez’in objektifine takılan manzara.
15 Mayıs gecesi Kosova’ya
girmek üzere Arnavutluk yoluna
girdik. Saatlerimiz yerel saat ile
23.00’ı gösteriyor, 14.00’dan beri
yoldayız. Yasal olarak ticarî bir
araç şoförünün 9 saatten fazla
çalıştırılması yasak, ancak daha
yolumuz var. Takometre denilen
motorun devir saatini gösteren
cihaz polis tarafından kontrol
edilirse bir problemle karşılaşabiliriz. Rehberimiz Özcan ara sıra
şoförümüzü yokluyor, uykusunu
kaçırmak için lafa tutuyor. Minibüsün arka tarafında sohbetin koyulaştığı bir sırada aracımız yavaşlıyor, etrafımıza bakıyoruz,
yeşil fosforlu kıyafetleri, iri memur şapkalarıyla Arnavut polisleri aracımızı durduruyor. “Eyvah” diyoruz.
6
Allahimanet: Türkçe’deki “Allaha Emanet” sözünün Boşnakça’ya aktarılmış halidir.
16