Rehberimiz güney Slav dillerinin yanında Arnavutçayı da az çok konuşabildiği için polislerle iletişime geçiyor, evraklar ve takometre polis tarafından kontrol ediliyor. Memurların nasıl
bir tepki verdiğini arka koltuktan göremiyorum, nihayet evraklarımızı geri uzatıyor, “Naten e
mire” diyor, “iyi geceler” demekmiş. Ancak bir sorun var. Rehberimiz aynı şekilde karşılık
vermesine rağmen polis, şoförümüze bakarak kelimeyi tekrarlıyor, evrakları vermiyor, “Naten
e mire!”, “Naten e mire!”. Arnavutça bilmeyen şoförümüz Daniel kelimeyi takliden telaffuz
edince evraklarımız teslim edilerek ilerlememize izin veriliyor. Biz donmuş birer heykel gibi
olan bitene anlam vermeye çalışırken rehberimizin Kırçovalı arkadaşı Ninnar durumu açıklıyor. Şoförümüz Daniel Kumanovalı7 olduğu için evraklardan durumu öğrenen Arnavut polisi
kafayı kendisine fena halde takmış. Bölge, “Büyük Arnavutluk” ideallerinin hedefleri arasında olduğundan, polis şoföre Arnavut bölgesinde doğduğunu, Arnavutça bilmesi gerektiğini
söylüyormuş. Takometre de yasal sınırı aşmış. Ancak Arnavut polis ısrarla “Naten e mire”
diyor, meğer şoförümüze de bu kelimeyi söyletmeye çalışıyormuş. Aynı kelimeyi muhatabından duyduğunda ise bir şekilde tatmin olmuş olacak, bizi bırakıyorlar. Derin bir oh çekiyor,
yolumuza devam ediyoruz. Yarım saat sonra bir benzinlikte mola veriyoruz. İnerken Daniel’e
takılıyorum, “Daniel, Naten e mire!”. O da yorgun, gülerek karşılık veriyor; “Naten e mire.”
Yolumuza devam ediyor, gece yarısına doğru Kosova sınırına giriyoruz. Burada yine “Büyük Arnavutluk” idealinin bir nişanesi olarak sınır kapıları kaldırılmış vaziyette, iki ülke arasındaki giriş-çıkışlarda herhangi bir pasaport kontrolü yapılmıyor.
16 MAYIS-PRİZREN, KOSOVA
Nihayet yorucu bir yolculuğun ardından Prizren’e varıyoruz. Kalacağımız hostele gittiğimizde kapısının kapalı olduğunu görüyoruz. Resepsiyonist kapıya İngilizce “Eğer bizi burada
bulamazsanız bara bakabilirsiniz” yazmış ve bir de barın yerini gösteren bir harita eklemiş.
Yorgunluğumuza rağmen gülümsüyoruz. Rehberimiz resepsiyonisti bulup getiriyor, ardından
istirahate çekiliyoruz.
7
Makedonya’nın kuzeyinde bulunan, adını eski Türk kavimlerinden Kumanların yerleşimiyle almış bir şehir.
17
Prizren meydan sebili.
Cuma sabahı pencereden gündüz gözüyle şehri süzüyorum. Gerçekten de denildiği gibi, Osmanlı dokusunu en çok muhafaza eden
Balkan şehirlerinden biri burası. Prizren ülkenin tarihî merkezi
olmasına rağmen Kosova başkent olarak Priştine’yi seçmiş. Arnavut yoğunluklu olmasına rağmen şehirde neredeyse beş kişiden biri
Türkçe biliyor veya anlıyor. Şehrin ismi Osmanlı Türkçesinde
Pürzerrin (Altın renkli, altın dolu) şeklinde anılırmış. Şehrin ilk
fethi I.Murad tarafından 1390’da I.Kosova Savaşı sonrasında gerçekleşmiş. Daha sonra kaybedilen şehrin nihai fethi Fâtih Sultan
Mehmed tarafından 1455’te sağlanmış.