AVRUPA KULTUR YILLIK 2016-2017 AVRUPA KULTUR YILLIK 2016-2017 | Page 104

Benim için epeyce üzücü olan bir zorluk, Kıbrıs sorunudur. Sanırım Türkiye akıllıca bir siyaset kullanarak bu engeli kolayca a�abilir. Sonuçta Kıbrıslılar pekala bir arada ya�ayabilirler. Onlara bu olanak tanınmalıdır. Ba�ta herkes gibi zaman zaman kendi aralarında kapı�acaklardır. Ama eninde sonunda anla�acak ve AB üyesi birle�ik bir devlet olacaktırlar.
İç siyasete gelince. Açıkçası tavsiyelerde bulunabilecek derecede Türkiye�yi tanımıyorum. Burada ya�amadım. Birkaç defa kısa süreli fakat çok ho� ziyaretlerde bulundum. İslam Türkiye�de risk midir, koz mudur, bilemiyorum. �ayet ba�ından beri hissettiğimiz, tanıdığımız modern bir Türkiye varsa, bu Türkiye, Müslüman Akdeniz ülkelerine, İslam dünyasına gerçekten örnek olabilir. Türkiye�nin bir yanda Filistinlilerle, öte yanda İsraillilerle kurduğu ayrıcalıklı bağlar son derece olumludur. Türkiye bu bölgede barı�ın kurulması için bizlere yardımcı olabilir. Akıllı bir Türk hükümeti Avrupa açısından çok değerlidir. Böyle de olduklarını sanıyorum.
İSLAM VE DEMOKRASİ
- Yaygın Batı kamuoyu genelde oldukça kolaycı bir bakı�la İslam ile demokrasi arasında bir uyu�mazlık olduğunu savunur. Gerçi Arap ülkelerinde son kaydedilen geli�meler en ku�kucuları dahi dü�ündürmü� olsa da �imdilik kesin bir olgudan konu�mak zor. Sizce Müslüman toplumları demokratik bir ya�amla bağda- �abilir mi? STÉPHANE HESSEL- Birincisi: İslam�ın uzun bir tarihi var. Bu geçmi�te öyle bazı dönemler mevcuttur ki, bu dönemler ya�anmamı� olsa bugünkü Modern Dünyayı görebilmek bile hayal olurdu. Orta Çağ�dan sonra mesajı ve katkılarıyla İslam olmasa Avrupa�da günümüze geçi� sağlanamazdı, nerede olduğumuzu bilemezdik. İbn-i Sina, İbn-i Rü�d gibi İslam bilginleri sayesinde Antik dü�üncenin modernle�mesi gerçekle�ti. Sonra İslam dü�üncesi maalesef özellikle Vahhabilik etkisinde bir gerileme ya�adı. Aynen bir zamanlar Katolik kilisesinde, örneğin engizisyonda olduğu gibi tutucu anlayı�lar İslam dinini bloke etti, geli�mesini durdurdu. Beni �ahsen hiç bağlamasa da son yüzyıllarda açılan Katolik kilisesi, modernle�meyi, çağına uymayı ba�ardı. İslam da aynı yoldan geçebilir, geçmelidir. Yoksa İslam ile demokrasi arasında a�ılmaz bir çeli�ki olduğuna inanmıyorum.
Kaldı ki, önümüzde bu süreci denemi�, denemeye devam eden bir toplumu siz de yakından tanıyorsunuz. Türkiye bir anlamda bu a�amayı, hareketi ba�armı� bir ülkedir. İslam ile yakın bağını sürdüren Türkiye benim gözümde Modern İslam�ın simgesidir. Gerilememek kaydıyla Türk İslamı Magrip hatta Ma�rek ülkelerine örnek olu�turabilir. İslam�da modernle�me Türkiye�den ilham ve güç alabilir.
- Sizce İnsan Hakları, cumhuriyetçi değerler, özgürlük, e�itlik gibi kavram ve ilkeler yalnızca Judeo-Hıristiyan kökenli toplumlara, kültürlere özgü birtakım gelenekler midir? Bu noktada İslam ile bağda�mazlıktan söz etmek olası mıdır?
STÉPHANE HESSEL- Hayır! Hiç böyle dü�ünmüyorum. Çünkü 1948�de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi�ni kaleme aldığımız yolda�larımın çalı�malarının gerçekten çok ba�arılı olduğuna inanıyorum. Gerek anla�ma( pakt) gerek bildirge metinleri istisnasız herkes tarafından kabul edilebilir metinlerdir. Koniçyüsçülerden Budistlere, Katoliklerden Müslümanlara, Musevilerden Protestanlara herkese saygılı, herkesi birle�tiren bir dil ve tanımdır.
Tanrıya hiç bir atıfta bulunulmamakta, metinde Tanrı sözcüğü kullanılmamaktadır. Temel kavram ve sözcükler erkek ve kadındır, insandır, ki�idir. Hemen hemen her paragrafta bu sözcükler geçer. Yazılanlar içtenlikle arzulanan ve hedelenen insan özgürlükleridir. Nerede ya�arlarsa ya�asınlar, kadın veya erkek, özgür, kendi vicdan ve inançlarında serbesttirler.
Bu metni Batılı olduğu, bazı gelenek veya kültürlere uymadığı gerekçesiyle red-
92