Vermeyince Mabud Neylesin Mahmud
İhzarî: Burak Yılmaz
Sultan Mahmud adamlarına "Bu adama bir tepsi baklava getirin, her
dilimin altına da bir tane altın koyun" diye emir vermiş. Padişahın
adamları baş üstüne deyip hemen işe koyulmuşlar.
Ertesi gün baklavayı Tıkandı Baba'ya getirmişler, Tıkandı Baba
baklavayı almış, bakmış baklava nefis. "Uzun zamandır tatlı da
yememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden
söylenmiş. Baklavayı almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben
en iyisi bu baklavayı satıp evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek
bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya "-Cevizli baklava, güzel
baklava "
Oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Biraz pazarlık yapıp üç
aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Baba baklavayı satmış, elde ettiği para
ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Sultanın adamları ertesi
akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı
satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi
hiçbir şey olmamış gibi
-Baba baklava güzeldi. Biraz indirim yaparsan senden alırım, demiş.
Tıkandı baba da -Peki, demiş ve anlaşmışlar. Saraydan baklavalar
gelmeye devam ettiği gibi Tıkandı Baba da satmaya devam etmiş.
Aradan bir müddet geçince Sultan Mahmud "bizim Tıkandı Baba'ya bir
bakalım", deyip Baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile
içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba
eskisi gibi darmadağın.