Yürekdede ile Padişah
Tahir Ceyhun Yıldız
Hakikaten öyle… Bu yaşlı ve tonton dedecik ile nenecik; birbirinin her
hâline râzı. Asla kaş çatma yok. Asla ‘hayır’ yok. Asla ‘olmaz’ yok. Asla
‘somurtmak’ yok. Asla ‘asla’ yok.
- “Sen ne dersin hanım? “
-“ Sen ne dersen, ben onu derim beyim” var hep… Hayatın tüm
çarşısına, pazarına, tüm keşmekeşine birlikte karşılık var… Allah’ın
emri olan namaz için arka arkaya serilen iki seccâde, bu seccâdelere
bir kuş tüyü gibi inen iki yaşlı baş var. Eserin sayfalarında çizimlerin de
olması, eseri okurken ‘gerçek olması’ arzumuza bir derece daha
katkıda bulunuyor… İşte böyle bir eser…
Ayşe Nine, kocası Yürek Dede’ye öyle itimâtlı ki; günümüzde hiçbir
kadının bu denli itimât edeceğini düşünmeyiz. İstisnâlar vardır elbet…
Bir konuşma paylaşmakta fayda görürüz:
“(…)
- Şöyle derim herifim, mâdem o kelli felli zatlar sana bu aklı vermiş,
elbet onlar benden iyi bilir.
Yalnız senden mi, benden de iyi bilirler…
- Benden iyi bilirler bilmesine… Senden iyi bilmelerine gelince, sen
onlardan iyi bilirsin…
- Hâtun bu itimât nerden?
- Bir hâtuna kocasından daha iyi düşünen erkek olmaz. En iyi kocası
düşünür.
Bre ne kadar kibarsın. Ne cilvelisin sen, ne şakrak, ne hoşsun…
(…)”