Yürekdede ile Padişah
Tahir Ceyhun Yıldız
Eserin her sayfası, her paragrafı, her cümlesi, her kelimesi hatta
her harfi içinizi ısıtıveriyor. Bir muhabbet hâlesi ihâta ediyor,
dünyanın yapaylığı ile soğumuş içinizi… Bir sevgi bûsesi konuyor
gözlerinize sanki satır satır… Sadrınıza inen satırlar incitmiyor;
yüceltiyor, yükseltiyor…
Eserin dedesi ile ninesi, bırakalım gayrı okuyana kalsın. Ben eserin
diğer bir kahramanı olan zâtla da ilgili bilgi vereyim ve yazımı
sonlandırayım:
Eserde ummân misâl iyi niyet âbidesi bir zât için de eserin üçüncü
kahramanı diyebiliriz. Yürek Hasan ile Yürek Ayşe’nin ‘Tanrı
misafiri’… Belki de bir imtihândı. Lâkîn imtihan dediğime
bakılmaya; kötü değil. Dedeciğin ve nineciğin râzılıklarına bir
yardımcı kuvvet diyelim. Eserin gül iken gülzâr olmasına vesîle bir
tutam gül tohumu diyelim…
Daha fazla sözü yormayalım derim efendim. Bugün bu yazıyı
okuduysanız, yarın eserin kendini alınız ve siz de okuyunuz derim.
Biz geç bulduk lâkin pek sevdik.
Eserde, Yürekdede ile Padişah öykücüklerinden sonra «Hazreti
Süleyman ile Kirpi» ve «Köyümüze Yağdı Karlar» isimli küçürekler
de sizi bekliyor olacak lâkin eseri eser yapan Yürekdede ile Yürek
Ayşe…
Zârif şâire rahmetle…