Aralık aralık | Page 72

Kaybedilen Rüyaların Hakikati Faruk Yıldız Alışmak, korkaklıktır! Her sabah aynı şey oluyor çünkü. Genç adam erkenden sokağın başında beliriyor ve tedirgin adımlarla yürüyüp usulca caddeye iniyor. Cadde, o saatlerde hayli kalabalık. Biraz tutuk, dalgın, bir yerlere yetişmeye çalışan büyük bir insan seli akıyor kaldırımlarda. Kalabalık sanki sokağa düşmüş, yarım kalan uykusunu arıyor. Genç adamsa her sabah aynı rüyayı görmek için iniyor caddeye. Yolu adımlayıp kaldırıma geçiyor önce. Durağın tam karşısına... Omzunu köşedeki direğe yaslıyor. Her seferinde aynı yöne çeviriyor gözlerini. Öylece bakıyor ve bekliyor bir süre. Sonra birden telaşlanıyor. Yüzü kızarıyor. Göğsü daralıyor. Omzunu ayırıyor sokak lambasından. Efendisinin azarladığı bir köle, günahları yüzüne vurulan bir suçlu gibi birden yere iniyor gözleri. Hâlâ bakıyor aslında… Her an kaçmaya hazır gibi… Yolun diğer ucundan gelen o kıza bakıyor. Ağır ağır durağa geçiyor kız. Genç adamın bakışları daha da iniyor yere. Daha da kaçmaya başlıyor beklediğinden. Sonra o sevimsiz, homurtulu, koca otobüs geliyor ve kızı alıp götürüyor. O gidince genç adam rahat bir nefes alıyor sanki. Mutlak bir vazifeyi, bir ibadeti yerine getirmiş gibi ağır bir yük kalkıyor omuzlarından.