Aralık aralık | Page 67

Biz En Çok Sizi Üzdük Efendim Gökhan Kırcılı Sizden asırlar sonra gelecek olan ümmetiniz için göz yaşı dökerken biz vakti geçen bir namaza üzülemiyoruz bile. Bunca günah yüküne rağmen kalplerimize en ufak üzüntü gelmiyor. Hz Hasan(r.a) Siz secdedeyken O’nu rahatsız etmemek için secdeyi uzun tutmuştunuz da ashabınız Size bir şey olduğunu yada vahiy geldiğini sanmıştı. Bizler Yâ Rasulullah, kendi ciğer paremiz yavrularımızla yorgunluğu ya da televizyon belasındaki bir diziyi bahane gösterip ilgilenmekten geri duruyoruz. Çocuklarımıza dâhi sabredemiyoruz. Kendi kavminiz Sizi taşlamış ve mübarek vücudunuz kanlara bulanmıştı. O mübarek kanınız Taif topraklarına akmıştı. Hz Zeyd(r.a) vardı yanınızda O da yaralanmıştı. Bir bahçeye sığınmış ve bir üzüm kütüğüne yaslanmıştınız. Bu durum size o kadar ağır gelmişti ki Aişe(r.a) validemize “ Uhud’dan daha ağırdı” demiştiniz. Cebrail aleyhisselam gelmişti teselli için. Taif’i iki dağın arasında ezmek için emrinizi bekliyordu. Ama Siz sabrettiniz. “Bilmiyorlar” dediniz. Bize yapılan her kötülükte, her kötü sözde beddualar ederek cevap verdik Sizin bu hâlinize. Biz en çok Sizi üzdük Ya Rasulullah…(s.a.v) Kavminiz Sizi her taşladığında, Size her eza çektirdiğinde onlar için mağfiret diliyordunuz. Onları ateşten korumak için İslâm’a davet ederken söylenen her kötü söze sabrediyordunuz. Namaz kılarken üzerinize atılan pisliklere dâhi sabır ettiniz. Bizler de Ya Rasulullah, başımız her sıkıştığında utanmadan, sıkılmadan Rabbimiz’e dualar ediyoruz. “Ya Rabbi o kuluna da şu belayı ver.” Siz dünyaya babasız geldiniz. Yetimleri bu yüzden korudunuz. Onların hakkından sakının dediniz. Altı yaşınızda annenizi kaybettiniz. Yedi evladınızın altısını toprağa verdiniz. Dedenizi ve sizi hep koruyan amcanızı kaybettiniz. Hiçbir zaman sabrı bırakmadınız da bizler kaybolan televizyon kumandası için bile isyan edecek hale geldik.