Biz En Çok Sizi Üzdük Efendim
Gökhan Kırcılı
Açlığın en ağırını yaşadınız ashabınızla. Günlerce hurmadan başka
yiyecek bulamadınız, günlerce tencere kaynamadı hanenizde. Halbuki
isteseydiniz Uhud’u altına çevirirdi Allah(c.c). Siz dünya için bir şey
istemeye utandınız Ya Rasulullah. Biz ise âhiret için istemeye. Ebu
Hureyre(r.a) açlıktan baygın düşmüş dışarı çıkmıştı hani. Hz Ebu Bekir(r.a)
çıkmıştı karşısına. Bir ayet sormuştu. Maksadı evine davet edip bir şeyler
ikram etmesiydi. Ama davet etmemişti. Sonra Hz Ömer(r.a) geldi O’na da
bir şeyler sordu ama O da davet etmemişti. Sonra Siz çıktınız karşısına “
Ya Ebu Hureyre gel” demiştiniz. Bir çanak süt vardı sofrada. Suffadakileri
çağırtmıştınız da Ebu Hureyre bir an üzülmüştü. Kimseye yetmez diye
düşünerek. Ama sofradaki herkes içtiği halde bitmemişti süt ve Ebu
Hureyre ile Siz de kana kana içmiştiniz. Bir tas sütü bile paylaşmıştınız
Efendim. Aç olmanıza rağmen. Gerçi Siz hiç tam doymamıştınız, değil mi?
Hani bizler üç çeşitten az olan sofralarımıza burun kıvırıyoruz ya. Hani biz
aman eksilmesin diye komşularımıza ikram etmiyoruz ya.. Biz en çok Siz’i
üzdük Efendim. Sabredemedik.
Can pareniz evladınız Abdullah’ı toprağa verdiğinizde dâhi Sizinle alay
ettiler Efendim. Ebter dediler de Siz yine sabrettiniz. Onlara cevabı ise
Yüce Allah Kevser suresi ile vermişti. Evladınızın acısını dâhi yaşamınıza
müsaade etmeyen bir topluluğa bile sabrettiniz Efendim. Mekke’de
yıllarca süren işkencelerden sonra demiştiniz ki;
“ Andolsun hiç kimse aynı nedenle korkutulmazken ben ALLAH yolunda
olduğum için korkutuldum. Hiç kimse aynı nedenden ötürü eziyet
görmezken, ben ALLAH uğrunda eziyete uğradım. Üzerimden öyle bir otuz
gün ve gece geçti ki, benim de Bilal’in de canlı bir kimsenin yiyebileceği-
Bilal’in koltuk altında gizleyebildiği az bir şeyden başka-hiçbir şey yoktu.”